|
TANIM:
Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu bireyin yaş ve
gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri
erteleyememe (impulsivite) ve dikkat sorunlarıyla kendini
gösteren bir psikiyatrik bozukluktur.
ÖZELLİKLER:
DEHB’in (Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) temel
özelliği, kalıcı ve sürekli dikkatsizlik belirtileri ve
yerinde duramama diye nitelenen aşırı hareketliliktir.
Yürümeye yeni başlayan bir yada iki yaşındaki bir çocuğun
çok hareketli olması gelişimsel olarak beklenen bir
durumdur. Ancak onbir yaşındaki bir çocuğun sınıfta 10-15
dakika bile yerinde oturamaması gelişimsel olarak olağan
karşılanmamaktadır. Yine de bir yıl içinde sadece birkaç gün
aşırı hareketli olan çocuğa bu tanı konulamaz. Tanı koyma
aşamasında belirtilerin birden çok ve çeşitli olması
beklenmekte, sadece unutkan olmak yada arkadaşlarına
dürtüsel davranmak tanı için yeterli kabul edilmemektedir
DEHB tanısı için çocuğun gelişim süreci, tıbbi özgeçmişi,
DEHB’in ailedeki geçmişi, eğitimsel özgeçmiş, sosyo-ekonomik
ve psikolojik özellikler, çocuğun ve velinin birlikte
gözlenmesi, test ve ölçeklerin uygulanması başlıca ele
alınan konulardır.
DEHB’li çocukların büyük çoğunluğu aynı özellikler
göstermesine rağmen, tedavi boyutunda bireysel özellikleri
nedeniyle yapılacak etkinlikler farklılık gösterir.
DEHB’i olan çocuk çoğunlukla birinci çocuktur. Aşırı
konuşkan ve gürültücü bu çocukların anneleri de normalden
daha konuşkandır .Annelerinin yaşları ortalamadan küçüktür.
Aile içinde bu problemin görülme sıklığı normal populasyona
göre daha fazladır. Anne babalarında alkolizm, psikopati ve
depresyon daha sıklıkla görülür. Boyu ve kilosu yaşına göre
ortalamanın altındadır. Acıya dayanıklılık görülebilir.
Titizliği ve takıntıları vardır (obsesif-kompulsif
tepkiler). El yazısı bozuktur. Sınıfta kalma oranı normal
çocuklara göre iki-üç kat daha fazladır. Santral sinir
sistemi daha az gelişmiştir (EEG’de yavaş dalga faaliyetleri
görülmektedir). Bireysel olarak uygulanan IQ testlerinde
bilişsel gelişim olduğundan daha düşük görülmektedir, Bunun
nedeni zihinsel gelişim için gerekli odaklanma eksikliği ve
zihin tembelliğidir. Erkeklerde aşırı hareketlilik ve
dürtüsellik belirtileri daha çok görülmekte iken, kızlarda
dikkatsizlik daha çok görülmektedir.
Bir yandan çocukluk dönemleri boyunca yaramaz olarak
nitelenip davranış bozuklukları yanlış değerlendirilmekte ve
önemsenmemektedir. Diğer yandan her yaramazlık davranışı
hiperaktif bozukluk demek değildir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Konusunda Doğrular ve Yanlışlar:
DEHB’ nin, (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)
nörobiyolojik bir temeli vardır ve bu yüzden DEHB’ li
çocuklar yalnızca tıbbi tedavi görmelidir. İlaçla tedavi
gören DEHB’li çocukların %70-80’ninde belirtilerde azalma
görülmektedir. Ancak belirtilerde azalma olması bozukluğun
ortadan kalkması ile eş anlamlı değildir. İlaçla tedavi
çocuk psikiyatristi gerek görüyorsa sözkonusu olmalıdır.
Bunun yanı sıra davranışsal ve akademik gelişme sağlanması
için psiko-eğitimsel yardımlara gereksinimi vardır. Aksi
takdirde ilaçla tedavi amacına ulaşmamaktadır.
DEHB gerçekte mevcut değildir, bu durum çocuklarını
disipline edemeyen anne babaların hatasıdır. Bilimsel
araştırmalar DEHB’in biyolojik temelli bir bozukluk olduğunu
ortaya koymaktadır, ancak nedenleri tam olarak
anlaşılamamıştır. Davranış denetlemek için beyin tarafından
kullanılan nörotransmitterlerin dengesizliği ve merkezi
sinir sistemindeki anormal glikoz metabolizmasından
kaynaklandığı ileri sürülmektedir.
DEHB temel olarak kötü ana babalıktan ve disiplin
eksikliğinden kaynaklanmaktadır ve bütün DEHB’ li çocukların
gerçekte ihtiyaç duydukları şey böyle yapmacık tedaviler
değil eski tarz bir disiplindir. Bazı anne babalar çocuğun
yanlış davranışının onun ahlaki bir sorunu olduğunu
düşünürler zaman zamanda kendilerinde kabahat bulurlar.
Tıbbi bir müdahale uygulamadan sadece disiplin yöntemleri
uygulamanın DEHB’li çocuğun davranışını iyileştirmekten
ziyade iyice kötüleştirdiğini gösteren aile etkileşim
araştırmaları vardır.
DEHB yanlış tutumlar sonucu oluşur. Zayıf beslenme, şeker,
katkı maddeleri, olağan ölçülerde kurşun, olumsuz ana baba
tutumu DEHB’ e yol açmaz. DEHB genetik ve biyolojik
temellidir. Bununla birlikte anne babaların davranışları
çocuğun DEHB davranışlarını denetleme becerilerini
etkileyebilir. Ayrıca bazı araştırmalar hamileyken alkol ve
uyuşturucu almanın DEHB’ e yol açabileceği konusunda
örnekler sunmuştur.
DEHB’ li çocukların akranlarından farkı yoktur. Her çocuk
dikkatini sürdürmede ve yerinde oturmada güçlük çeker. DEHB
özellikleri 3-7 yaş arasında başlamışsa akranlarına göre
belirtileri çok fazla ve şiddetli yaşıyorsa, bir çok ortamda
aynı belirtiler varsa, davranışlar çocuğun akademik ve
sosyal hayatında önemli bozulmalara yol açıyorsa tüm
çocuklarda olduğu söylenemez.
Çocuklar büyüdüklerinde DEHB kaybolur. DEHB sadece
çocuklarda bulunmaz, bazı araştırmalar DEHB’in yaşam boyu
sürebileceğini göstermektedir. DEHB tanısı konulan
çocukların %70-80’ i gençlik dönemlerinde bu belirtileri
sürdürmektedir. %30-65’ lik kısmının ise yetişkinlikte tüm
klinik belirtileri sürdürmeye devam ettiği görülmektedir.
Eğer tedavi edilmezlerse DEHB’li bireyler madde bağımlılığı,
depresyon, akademik başarısızlık, mesleki sorunlar ve
evlilik sorunları yaşayabilirler. Uygun olarak tedavi
edildiklerinde DEHB’li pek çok birey üretken bir yaşam
sürebilir.
DEHB’ li çocuklar sürekli pekiştirilmeyi isterler. Hatta
diğer öğrencilerden daha çok olumlu pekiştirmeye ihtiyaç
duyarlar. Tek başına olumlu pekiştirme davranışı kazanma ve
sürdürmede yeterli değildir, üstelik sürekli pekiştirme
gerçek hayat ortamlarında uygulanabilir değildir.
DEHB’ li bütün öğrenciler özel eğitim hizmeti almalıdır.
Çocuğun eğitimiyle ilgili önemli aksaklıklar ve bu konuda
istek varsa özel eğitim gerekebilir.
DEHB’ li çocuklar davranışlarından dolayı sorumluluk almak
yerine sadece özür dileyip bahane bulmayı öğreniyorlar.
Tedavinin psiko-sosyal yönü bu tür sorunların önüne geçmek
içindir. Psikolojik danışmanlar öğretmenler ve hekimler,
çocuklara DEHB’in üzerinde çaba harcanması gereken zor bir
durum olduğunu bir özür yada kabahat olmadığını öğretirler.
DEHB hayali bir rahatsızlıktır, aslında böyle bir hastalık
yoktur. Yüzyılın başından beri yapılan araştırmalar, dürtü
kontrolünde zorluk ve hiperaktivite gösteren bireylerin
varlığını nesnel olarak göstermiştir.
DEHB’ li çocukları tümü öğrenme güçlüğüne sahiptir. DEHB’
li çocukların %10-33 ‘ü aynı zamanda öğrenme güçlüğüne
sahiptir.
DEHB’ li öğrenciler normal sınıflarda öğrenim göremezler.
Öğretmen uygun düzenlemeleri yapar ve sınıf süreçlerini
yapılandırırsa, bu çocukların yarıdan fazlası normal
sınıflarda öğrenim görebilir.
DEHB’ i olan çocuğun her istediği yapılmalıdır. Bu tür bir
yaklaşım bu çocukların dürtüsel davranışlarını
pekiştirmekten başka bir işe yaramaz.
DEHB tedavisinde kullanılan ilaçlar bağımlılığa yol açar.
Bu ilaçların uygun kullanımı alışkanlığa yada bağımlılığa
yol açmaz.
DEHB’in tedavisi için kullanılan ilaçlar zeka geriliği ve
kısırlık yapar. Bu tür düşünceler bilimsel desteği olmayan
görüşlerdir. Bu ilaçların çocukları genel olarak
yavaşlattığına ilişkin araştırma bulguları olmakla birlikte
zeka geriliği ya da kısırlık olması mümkün değildir.
Uyarıcı ilaçlar almanın DEHB’li çocuklarda kalıcı herhangi
bir davranışsal ya da eğitimsel yarar sağladığını hiç bir
araştırma göstermemiştir. Araştırmalar uyarıcı ilaçlarla
yapılan tedaviden DEHB’li çocukların, gençlerin ve
yetişkinlerin fayda sağladığını göstermiştir.
Öğretmenler yeterince çaba gösterirlerse uyarıcı ilaçlardan
daha etkili sonuçlar alınabilir. Çok modelli araştırmalar bu
düşüncenin yanlış olduğunu göstermektedir.
Çocuklarda yada yetişkinlerde DEHB’i teşhis etmek mümkün
değildir. Bilimadamları henüz DEHB’in teşhisine yönelik tek
bir test geliştirememiş olmasına rağmen, açık seçik
tanılayıcı kriterler geliştirilmiştir.
|