|
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Bozukluğu Olan Çocukların Aile ve Öğretmenlerine Öneriler:
DEHB’li çocuklar genellikle okula başlayana kadar
belirtileri göstermeye başlarlar. Bazı aşırı dürtüsel
çocuklar, iki veya üç yaş gibi erken bir yaşta teşhis
edilebilir. Diğer yandan 13-19 yaşlarına gelene kadar bazı
çocuklara tanı konulamayabilir. Son yıllarda DEHB’ li
yetişkinlerin sayısında da bir artış görülmektedir. Bu
bireyler çocukluklarında tanı ve tedavi sürecinden yoksun
kaldıkları için yetişkinlik dönemine kadar bu sorunu
taşıdıkları düşünülebilir. Tanı koyarken öğretmen görüşü,
psikolojik danışmanın gözlemleri, öğrenci dosyası gibi
kaynaklara başvurulmaması yanlış sonuçlara yol açabilir.
Sadece velinin verdiği bilgiler yeterli değildir.
Hiperaktiviteyi değerlendiren uzman kişinin, belirtilerin
ortaya çıktığı bağlamın, ailenin öyküsünü ve
hiperaktivitenin o bireyin gelişimi üzerindeki olumsuz ve
yıkıcı etkilerini her türlü bilgi kaynağından yararlanarak
değerlendirmesi gerekir.
Ülkemizde özellikle psikolojik sorunların tedavi ve denetim
aşamaları ailelerin maddi durumu iyi değilse yetersiz
kalabilir. İlköğretim okullarında yaptığımız gözlemler,
ailenin maddi olanaksızlığı ve ihmali nedeniyle DEHB’in tanı
ve tedavisinin yetersiz kaldığı görülmektedir.
Tanıyı yapanlar ve tedaviyi okulda uygulayıp denetleyenler
arasındaki iletişim zayıf olabilir ve izleme çalışmaları
uygun bir biçimde yapılamayabilir. Ancak bir takım yaklaşımı
olursa DEHB ile ilgili sorunlar çözüme kavuşabilir. Bu
takımda yer alması gerekenler şunlardır:
Anne baba: Ortaya çıkan davranış bozukluklarının hızlı bir
şekilde uzmana iletilmesi, öğretmen ve danışmanla
paylaşılması, uzmanların önerileri doğrultusunda
gerekenlerin yapılması anne babalardan beklenen görevlerdir.
Öğretmenler: Çocukla ilgili gözlemlerin ilk elden
sağlanması, psikolojik danışmanın haberdar edilmesi, nasıl
bir yaklaşım gösterileceği, konusunda danışmanla ortak
çalışılması başlıca görevidir.
Psikolojik danışman: Çocuğun yeteneklerini, zayıf yönlerini
belirleyecek testlerin uygulanması, öğretmene ve aileye
öneriler sunulması, çocuğa bireysel danışma yapılması,
hekime veri sağlanması başlıca görevleridir.
Psikiyatrist: Tıbbi muayenenin yapılması, mevcut verilerin
tanı ışığında değerlendirilmesi, tedavi sürecinde kime ne
görevler düştüğünün saptanması, kullanılacak ilacın cinsinin
ve dozunun ayarlanması, medikal takibin yapılması
görevleridir.
Anne Babaya Öneriler
Hastanelerin Çocuk Ruh Sağlığı kliniklerine başvurularak
tanısının konulması ve uygun tedavi yöntemine başlanması
zorunludur.
Davranış değiştirme planlarına cevap vermeyen çocuklar için
tıbbi yardım ve ilaç tedavisi ön plandadır.
Uygulanacaksa ilaç tedavisinin ne kadar devam edeceği,
hekim tarafından belirtilerin devam etme süresine göre
tespit edilir.
Çocuğun zeka özelliklerini belirlemek hem doğru biçimde
yönlendirilmesi, hem de akademik becerileri kazanabilmesi
bakımından çok önemlidir. Bu konuda Hastanelerin Çocuk Ruh
Sağlığı Bölümlerinden ve Rehberlik ve Araştırma
Merkezlerinden yardım alabilirsiniz.
Çocuklar ilgi duydukları konuya yoğunlaşmakta güçlük
çekmezler. Nelere ilgi gösterdiklerini belirleyip, bu
konularla akademik konuları birleştirmeye çalışmak
eğitimleri için önemlidir. Bu konuda okul psikolojik
danışmanından bilgi alabilirsiniz.
DEHB’li çocukları suçlayıcı ve otoriter bir tutum içine
girmek, çocukların düzensizliği ve dikkatsizliğini giderek
arttırır. “Çok dikkatsizsin”, “Sana kırk kere söyledim hala
dikkat etmiyorsun”, “Önüne bak” gibi cümleler dikkatini
toplamasına yol açmaz aksine çocukta yetersizlik ve
beceriksizlik duygusunu pekiştirir.
İletişim sorunlarının büyük bir kısmı uygun yaklaşımı
sergilememekten kaynaklandığı için etkili iletişim
becerileri kullanılmalıdır. Belki de “Kırk kere
söylediğiniz” halde yapılmayan bir şeyi başka türlü
söylemeyi denemelisiniz. Hangi yöntemin sizin ve çocuğunuz
için uygun olduğunu araştırarak, deneyip yanılarak,
danışarak bulabilirsiniz.
Çocuğun anne babasının ne tepki vereceğini önceden tahmin
edememesi davranış değişimini engeller. İyi yada uygun
olmayan davranışlara yanıt verme konusunda tutarlı olmak
belki hemen değil, ama bir iki hafta içinde değişimlerin
başlaması ve birkaç hafta içinde sonuçların belli bir
bütünlüğe ulaşmasıyla kendini gösterecektir.
Bu çocuklar herkes tarafından çok eleştirildiği, sürekli
olarak nasıl hatalar yaptığı vurgulandığı için özsaygılarını
çabucak kaybederler. Anne baba olarak çocuğun olumlu
yönlerini ön plana çıkarmanız, küçük şeyler de olsa doğru
davranışlarını vurgulayarak cesaretlendirmeniz özsaygılarını
gelişimi için çok önemlidir.
Davranış değiştirmede cezadan çok ödül kullanılmalıdır.
Genellikle bu çocuklar o kadar çok hata yaparlar ki,
dikkatiniz sadece bunların üstündeyse sürekli onları
cezalandırmaya başlayabilirsiniz. Cezalar (sevilen bir
şeyden yoksun bırakma, ara verme, küçük bir ödülü iptal etme
vb.) son çözüm olarak kaçınılmaz olabilir, ancak bunların
her zaman ödüllerle birlikte kullanılmasına dikkat
edilmelidir.
Bu çocuklar ödüllendirilmeye diğer çocuklardan daha fazla
ve daha çabuk ihtiyaç duyarlar. Verdiğiniz ödül türünden
ziyade (övgü, fiziksel yakınlık, özel bir yiyecek, ekstra
ayrıcalık) zamanlama daha önemlidir. DEHB’li çocuklar
sabırsızdır ve bir işi yaptıktan hemen sonra geri bildirim
beklerler. Önemli olan ödülün davranışın peşi sıra
gelmesidir. Örneğin çocuğunuz başka şeylerle ilgilenmeden 15
dakika boyunca ödeviyle ilgilendiyse ödüllendirmek için
akşam yemeğini beklemeyin.
Dikkatleri çok çabuk dağıldığı için ders çalışma ortamını
çok iyi düzenlemelisiniz. Çalışma odası dağınık olmamalı,
iyi aydınlatılmalı ve havalandırılmış olmalıdır.
Çalışma masası sadece çalışma için kullanılmalı, yemek
yeme, oyun oynama gibi etkinliklerde kullanılmamalıdır.
Masa başında geçirdikleri zamanın çok küçük bir bölümünü
verimli kullandıkları için çalışmayla başlamadan önce
mutlaka çalışma programı yapılmalıdır, çalışma süresi ve
konular küçük bölümlere ayrılmalıdır.
Kullandıkları araç gereçleri kötü kullandıkları ve sıklıkla
kaybettikleri için her kaybettiklerinde yenisinin alınması
pekiştirme rolü oynar ve kaybetme sıklıkları da gidererek
artar. Ayrıca niçin kaybettiklerinin sorulması da bu oranı
arttırabilir. Bu noktada, yeni bir eşyanın alınmasında kendi
harçlığından para biriktirmesi, işini görebilen ama daha
ucuz olanının tercih edilmesi, kaybettiği eşyanın
yokluğundan doğacak sıkıntılı duruma bir müddet katlanmasına
izin verilmesi işe yarayabilir.
Çocuğa seçenekler sunmak, şu yada bu şekilde yapılmasında
sakınca olmayan işlerde çocukların tercihte bulunmaları için
fırsatlar oluşturmak içsel güdülenmeyi arttıracaktır.
Hareket etmesi için fırsatlar oluşturulması, sıkıldığı
zamanlarda yapması için bazı ritmik hareketlerin öğretilmesi
ve bunların yapılacağı bir yergin belirlenmesi enerjisini
doğru biçimde aktarabilmesini sağlar.
Bu çocuklara dikkat çekecek yollarla talimat verilmelidir.
Eğer çok monoton bir ses tonuyla talimat veriyorsanız
çocuğunuz bunu önemsemeyebilir. Talimat verirken dikkatini
çekmek için göz kontağı kurmak, tane tane sakin ama ciddi
bir şekilde konuşmak işe yarayabilir. Bağırmak çocukta
talimatın anlamına değil, sesin yüksekliğine odaklanmaya yol
açar.
Çocuğa iyi bir kahvaltı hazırlanmalı ve doğal yiyecekler
yemesine dikkat edilmelidir. (Bazı araştırmalar, kimyasal
katkı, boya, gluten yada kazein gibi maddelerin hiperaktif
belirtileri artırdığını ileri sürmektedir.)
TV, Bilgisayar ve video oyunları sınırlanmalıdır.
İlköğretim çağındaki çocukların en çok bir buçuk saat TV ve
bilgisayar başında vakit geçirmelerine izin verilmelidir.
Aksi takdirde bazı akademik, davranış ve dikkat sorunları
ortaya çıkabilir. Anne babalar çocuğun çok TV izlemesini
engelleyemediklerini belirtiyorlarsa, çocuklarını suçlamadan
önce kendi tutum ve davranışlarını gözden geçirmelidirler.
Çocuğunuz için sıkıntılı olabilecek zamanları tahmin ederek
uygun olmayan davranışı engelleyebilirsiniz. Böylece
insanların önünde kendinizi küçük düşmüş ve kızgın olmaktan
korumakla kalmayıp davranış pekiştirme alışkanlığınızı da
geliştirmiş olursunuz. Örneğin, Çocuğunuz okula girdiğinde
koridorda koşup gürültü yapıyorsa binaya girmeden önce
durun, çocuktan “Koridorda koşup bağırmayacağım” demesini
isteyin. Kuralları kendisinin söylemesi önemlidir, böylece
kendinin bir parçası haline gelir ve kurala uyması
kolaylaşır.
DEHB’li çocuk çevresindeki yetişkinleri çok yorduğu için
zaman zaman ne yaptığınızın farkında olmayabilirsiniz. Onun
iyi olması için öncelikle sizin iyi olmanız gerekir.
Kendinizi korumazsanız daha çok yorulur ve sinirlenirsiniz.
Sonuçta hem siz hem de çocuk zararlı çıkar.
Çocuğunuzla ilgili olumlu bir algı geliştirin. Olumlu
düşünmeniz hem sizin hem de çocuğunuzun pozitif enerjisini
arttıracaktır. Başarı üzerinde zekadan çok duygusal
enerjinin etkili olduğunu akılda tutarak, çocukla ilgili
olumlu düşünmek, çocuğun gelişimini hızlandırma da en önemli
noktalardan biridir.
Her akşam o günkü olayları gözden geçirin ve davranışının
istediğiniz biçimde olmadığı anlar için çocuğunuzu
bağışlayın.
Çocuğunuzla uğraşırken yaptığınız hatalarınızdan dolayı
kendinizi de bağışlayın ve her ikinizi de doğru yaptığınız
şeyler için kutlamayı unutmayın.
Ailenin tüm bireylerinin tedaviye katılıp aşırı disiplin ve
aşırı hoşgörüden uzak, çocuğun gereksinimlerine duyarlı ve
tutarlı olmaları önemlidir.
Öğretmene Öneriler
DEHB’li çocuklar genellikle okula başladıktan sonra teşhis
edilirler. Bunun başlıca nedeni anne babaların kendi
çocuklarına alışmaları sonucu bir çok davranışın onlara
olağan görünmesidir. Çoğunlukla öğretmenler DEHB’li
çocukları fark edip ve tanı sürecini başlattıkları için DEHB
konusunda çok temel bazı bilgilere sahip olmaları gerekir.
Öğretmenler tanı sürecinin ilk halkalarından biridir bunun
yanı sıra işlerinin DEHB’li çocuklar hakkında her şeyi
bilmek ve tanı koymak olmadığını akılda tutarak bir uzmandan
yardım istemekten çekinmemelidirler.
DEHB’li çocuklarla başa çıkabilmesi için öğretmenlerin
olumlu ve gerçekçi akademik beklentiye, sıkı bir gözlem ve
denetim becerisine, tutarlı, sabırlı ve esprili bir kişilik
yapısına, işbirliğine yatkınlığa (özel eğitim öğretmeni ve
uzmanlarla), sahip olması gerekir.
DEHB’li çocukların %50’si normal sınıflarda eğitilebilir.
Geriye kalan %50’si ise özel eğitim ve ilgili hizmetleri
gerektirir. Bu %50’nin yaklaşık %35-40’ ı da normal
sınıflarda bulunabilir ancak ek destek alırlar. Çok ciddi
şekilde etkilenen diğer %10-15’lik kesim için özel sınıflar
gereklidir. Öğretmen bu çocukların ihtiyaçlarını tanıyacak
ve bu çocuklara uygun eğitim verecek şekilde eğitilmemişse
kendini yetiştirme fırsatları aramalıdır. Aksi halde sınıfta
bir sinir savaşı yaşanır.
Türk Milli Eğitim sisteminde yer alan müfredat içerikleri
dikkat yetenekleri bakımından çan eğrisinin ortasındaki
çocuklara göre düzenlenmiştir. Ortalamanın biraz üzerindeki
ve biraz altındaki çocuklar okulda genel olarak problem
yaşamazlar. Öğretmenlerin ders anlatırken dikkat dağınıklığı
bozukluğu olan çocukların da içinde bulunduğu ortalamanın
altındaki çocukları göz önünde tutmaları çok önemlidir.
Bazen dürtüsel davranışları nedeniyle DEHB’li çocuklar
normal çocukların devam ettiği sınıflarda tutulmak istenmez.
Alt özel sınıflara gönderilmeleri için anne babalara
önerilerde bulunulur. Oysa IQ düzeyi normal olduğu halde
dürtüsel ve hiperaktif davranışları nedeniyle bir çocuğun
alt özel sınıfa gönderilmesi son derece sakıncalıdır. Aile
ya da öğretmen bunu bir çözümmüş gibi görebilir ancak normal
IQ ‘ya sahip DEHB’li bir çocuk bu tür sınıflarda zihinsel
açıdan kapasitelerinin çok daha altında performans
göstermeye başlar. Okul değiştirme seçeneği de saklı kalmak
kaydıyla sınıf yada öğretmen değiştirmek o an için daha iyi
bir çözüm olabilir. Normal sınıfta kalabilmesi için neler
gerektiği ve sonuçlarının neler olabileceği aile ve çocukla
tartışılmalı, uzman görüşü alınmalıdır.
Eğitim-öğretim ortamı oluşturma
DEHB’li çocuklar sürekli oturmak ve dikkatlerini derse
odaklandırmakta yetersizlik yaşarlar ve bu duygudan
kaynaklanan yaramazlık davranışları gösterirler. Sonuçta
akranları tarafından dışlanır ve yıkıcı davranışlar
sergilerler. Yıkıcı davranışlar gösterdikleri için iyice
dışlanır, kolay incinir ve zarar görürler. Çocukluk
döneminde tedavi edilmeyen hiperaktivite vakaları, ilaç
bağımlılığı, antisosyal davranışlar gösterme ve
başkalarından zarar görme riskiyle karşı karşıyadır.
Bu çocukların dikkatleri ilgisiz uyaranlarla ve diğer
insanların önemsemediği ses ve olaylarla kolaylıkla
dağılabildiği için sınıflarının sessiz ve sade olmasında
yarar vardır. Öğretmenlerin sınıfı güzelleştirmek veya
eğitim amacıyla her yere astıkları materyallerde bu
çocukların dikkatini dağıtabilmektedir.
Bu öğrencilerin düşünce biçimlerinin farklı olduğuna dikkat
edilmelidir. Doğrusal bir düşünceye sahip olmadıkları ve
asla olamayacakları için çocukları bu yönde zorlamak,
kaynakları ve zamanı boşa harcamaya yol açar.
DEHB’li çocukların bulunduğu sınıflarda konular dikkatlice
yapılandırılmalı, önemli noktalar açıkça belirlenmelidir.
DEHB’li öğrenciler için her ders planında fiziksel
hareketler planlanmalıdır.(Kalemi açmak için kalkmak,
yandaki sınıftan tebeşir almak, öğretmen masasını
düzenlemek, çiçekleri sulamak, müdür yardımcısına not
göndermek gibi).
Okulunda yoğun olarak spora yönelmesi sağlanabilir. Bu
konuda beden eğitimi öğretmeni ile işbirliği yapıp çocuğun
yatkın olduğu bir spor alanını belirlenip, bu sporu yapması
için imkan tanıması faydalı olacaktır.
Bu çocukların yerinde duramama özellikleri nedeniyle
öğretmenleri tarafından sıklıkla uyarılmaları istenmeyen bu
davranışın pekiştirilmesine yol açar.
Bir öğretmen olarak kendi hızınızı değerlendirerek sınıfta
konuları işlerken ne kadar hızlı yada yavaş olduğunuza
dikkat edin.
Övgüyü ve cesaretlendirmeyi çok seven bu çocuklar,
özellikle cesaretlendirme olmadığı zaman sinirlenirler.
Anlamlı ve eğlenceli buldukları etkinliklere rahat
yoğunlaşabildikleri için dersi eğlenceli hale getirmek
önemlidir.
Şakacı, eğlenceli ve sürprizlere açık olarak DEHB’li
çocukların ilgisini ve hevesini arttırabilirsiniz.
Hayatlarının büyük bir kısmının planlar, listeler ve
kurallardan oluşması çok sıkılmalarına yol açar. Oysa
sürprizleri ve oynamayı seven bu çocuklar hayat doludurlar.
Çocuğun çalışmaya isteyerek katılması ve çalışmadan
hoşlanması önemli olduğu için, çalışmaların eğlenceli hale
getirilmesine dikkat edilmelidir.
Çocuklara bir şey öğretmek için onlarla konuştuğunuzda
fiziksel olarak yakın olmak, uygun olan zamanlarda çocuğa
dokunmak etkili olabilir.
Sürekli göz teması kurarak bu çocukları daha kolay
denetleyebilirsiniz. Bir göz atış çocuğu günlük hayallerden
sınıf ortamına geri getirebilir.
Talimat verirken aşağıdaki noktalara dikkat edin.
Canlı açık bir dil kullanın, kısa konuşun.
Her seferinde bir tek talimat verin.
Konuşurken yüzünüz çocuğa dönük olsun.
Çok duyuya hitap eden talimatlar vermeye çalışın.
Mümkünse yapılmasını istediğiniz davranışı gösterin.
Zaman zaman çocuğun talimatı anlayıp anlamadığını
denetleyin ve gerekiyorsa talimatı tekrarlayın.
Sınıfa soru yöneltirken, önce soruyu sorun sonra çocuğun
ismini söyleyin. Önce çocuğun ismini söylerseniz diğer
çocuklar soruyu savuşturduğunu düşünüp dinlemeyecektir.
Dikkati dağılan çocuğa kolay bir soru sorun, konuyla ilgili
olması şart değildir.
Çocuklardan bir konuda düşünmeleri istendiğinde birkaç
saniyede cevaplayabilecekleri sorular sorulmalıdır. Bir konu
üzerinde uzunca bir süre düşünmesi beklenmemelidir. Aksi
takdirde çocuğun canı sıkılır ve dikkati dağılır.
Acele ve özensiz yaptığı işleri tekrar kontrol etmesi
istenmeli, verilen görevler arasında kısa molalar
verilmelidir.
Ne istendiği çok açık bir şekilde öğrenci tarafından
anlaşıldığından emin olununcaya kadar tekrarlanarak
iletilmelidir.
Bu çocukların sınıf içi çalışmalarda hoşlandıkları biriyle
eşleştirmek verimi arttıracaktır.
Katılma ve bağlı olma ihtiyacı hisseden bu çocuklar grup
içi çalışmalarda yer aldıkları sürece kendilerini güdülenmiş
hissedecekleri için katılımları sağlanmalıdır.
Sıraları öğretmen masasına yakın olabilir ancak orada
amaçlı olarak tecrit edilmemelidirler. Kendisine örnek
olabilecek bir arkadaşıyla oturtulabilir.
Sınıfta DEHB ile ilgili bir hikaye okumak, DEHB’li
çocukları deli olarak gören sınıftaki arkadaşları için
yararlı olabilir.
Sık sık gelişmeleri gözlemlenip denetlenmelidir. Sık ve
çabuk geri bildirimler, onları doğru iş üzerinde tutmaya
yardımcı olarak, kendilerinden ne beklenildiğini ve
hedeflerini karşılayıp karşılayamadıklarını bilmelerini
sağlayarak ve cesaret vererek gelişimlerine büyük yararlar
sağlar.
Kendini gözlemesini öğretin, düşüncelerine nasıl takılıp
kaldığının farkına varmasını sağlayın ve en önemlisi de
takılma gerçekleştiğinde tekrar nasıl odaklanacağını
konuşun.
Öğrenmenin duygusal boyutu ihmal edilmemelidir. Duygusal
gelişimin sağlıklı olması, davranışların kalıcı kılınması
açısından önemli olduğu için öğrencilerin katılım, ait olma
ve eğlence ihtiyaçlarının öğretimsel etkinlikler esnasında
karşılanması gerekir.
Yaramazlığın dikkat çekme(sıkılma ve sevgi ihtiyacından
dolayı), güç mücadelesi(tehdit edilmiş hissettiğinden
dolayı), öç alma(incinme ve haksızlığa uğradığını
hissettiğinden dolayı) ve yetersizlik(güçsüz hissettiğinden
dolayı) olmak üzere dört kaynağı olduğunu akılda tutarak
yaramazlıklarının nedenine uygun olarak müdahale biçimi
belirlenmelidir. Uygun müdahale doğru sonuçlara götürür. Bu
konuda bir sınıf yönetimi kitaplarından yararlanabilirsiniz.
Pek çok DEHB’li çocuk görsel olarak daha iyi öğrendiği için
bir şey söyleneceği zaman göstererek söylemek tercih
edilebilir. İstenilen davranış aynı zamanda yazılırsa daha
da somutlaşmış olur.
Herhangi bir olay yada konunun taslağını çıkarma, kitap
okurken ve dinlerken not alma becerisini kazandırılmalıdır.
Bu becerileri kazanmak DEHB’li çocuklara kolay gelmez fakat
bir sefer öğrendikleri zaman okumaktan ve ders dinlemekten
daha az sıkılır hale gelirler.
Aşırı yorgunluk stres ve baskı çocukların özdenetimlerini
azaltıp uygunsuz davranışlara neden olabileceği için
dinlenme fırsatları sağlanmalıdır. Sessizlik zamanı ve
gevşeme tekniği uygulamaları buna örnek olabilir.
Bu çocuklar gün boyunca çok fazla başarısızlık duyguları
yaşarlar. Bunun için mümkün olduğunca başarılı olduğu
durumlar araştırılıp başarılarının altı çizilmelidir.
DEHB’li çocukların özdenetim düzeyi düşük olduğu için
özdenetimli olmasına yardımcı olacak geri bildirimler
verilmelidir. Nasıl davranacakları konusunda genellikle
fikirleri olmayan bu çocuklara alternatifler
sunulmalıdır.(Bunu farklı bir biçimde nasıl söyleyebilirdin
gibi )
DEHB’in en yıkıcı yönü DEHB’in kendisi değil özsaygıya
yönelik ikincil zararıdır. Bu çocuklar bol bol
cesaretlendirilip övülmelidir, ancak överken dikkatli olup
gerçek övgülerle sahtelerini kolayca ayırabilecekleri
unutulmamalıdır.
Çocuğa DEHB’in avantajları olduğu da hatırlatılmalıdır. Çok
fazla enerji verdiği için aşırı hareketlilik acil işlerin
yapılmasında etkili olmaktadır. İleride hareket yada
konuşkanlık gerektiren mesleklerde başarılı olabilecekleri
belirtilmelidir.
Ödev ve Sorumluluklar
DEHB’li çocuklar dışsal olayları kendi başlarına
yapılandıramadıkları için yönlendirilmeye ve planlamaya
ihtiyaç duyarlar. Planlamayı kolaylaştırmak için etkinlik
listelerinin yapılması, yaptıkları işin neresinde
kaldıklarını unuttuklarında hatırlamalarını kolaylaştırır.
Hatırlama bu çocuklar için problem olduğundan dolayı, doğal
olarak var olmayan çağrışımlar oluşturarak kodlamaya
yardımcı olan hatırlama stratejileri ve beceriler
öğretilebilir.
Ödevlerini küçük parçalara ayırmak DEHB’li çocuklar için
önemlidir. Ağır ödevler çocuğu ezebilir ve çocukta
yetersizlik duygusuna yol açabilir. Bu tür ödevlerin her bir
bölümü yapılabilecek parçalara ayrılarak çocuğun
başarısızlık korkusu azaltılabilir. Aslında bu çocuklar
yapabileceklerini düşündüklerinden daha fazlasını
yapabilirler.
Bu çocuklar çok ödevden sıkıldıkları için az ödev verilerek
ödevlerinin niceliğinden ziyade niteliğine dikkat
edilmelidir.
Yaptığı çalışmalarda verdiğiniz sürenin yeterli olup
olmadığına dikkat edin. Yetersiz süreden dolayı başarısızlık
çocuğun yeteneklerinden şüphe etmesine yol açar.
DEHB’li çocuklar bir ödevi yaparken kendi hızlarına göre
değerlendirilmelidir. Sınıftaki diğer çocuklara bakarak onun
geç yada erken bitirdiğini söylemek yanıltıcı olabilir.
Çalışma hızı diğer çocuklarla kıyaslanarak belirlenirse DEHB
belirtileri daha da artabilir.
Öğrenmeyi ölçmek için alternatif değerlendirmeler
kullanılmalıdır. Geleneksel standart testlere güvenilmemeli,
konular bazen ödev, proje, videokayıt çalışması vererek yada
sözel olarak değerlendirilebilir.
Bu çocukların bütün ödevlerini, sorumluluklarını, sınav
günlerini ve randevularını yazabilecekleri bir ödev defteri
kullanmaları sağlanmalıdır. Bu defter günlük olarak kontrol
edilmelidir. İşlerini önem derecesine göre sıraya koyması
gerektiği paylaşılarak yapılacaklar listesi hazırlamaya
özendirilebilir.
DEHB’li öğrencilerin bazen diğer öğrenciler kadar iş
yapamayacaklarını unutulmayarak beklentiler öğrencinin
kapasitesine göre ayarlanmalıdır.
DEHB’li öğrenciler bağımsız çalışmanın aksine öğretmen
tarafından doğrudan işe yönlendirildiklerinde daha başarılı
olmaktadırlar.
Çocuk tarafından ceza olarak algılanmamak kaydıyla mümkün
olduğunca çocuğa sorumluluk verilmelidir.
Kurallar
DEHB’li öğrencilerin okul başarısını arttırmak için
öğretmenlerin kuralların yapılandırılmış olmasına, çalışma
zamanlarının kısa tutulmasına, dersin ilginç etkinliklerle
desteklenmesine ve olumlu pekiştireçlerin kullanımına dikkat
etmesi gerekir.
Düzeni sağlamak için kurallar mümkün olduğunca erken
oluşturulmalı, düzen ve temizliği kontrol etmek için çok sık
ara kontroller yapılmamalıdır. Aksi takdirde çocukların
içsel motivasyonları azalır.
Sınıftaki öğrencilerin katkılarıyla oluşturulan kuralları
herkesin görebileceği bir biçimde yazıp asmak, kuralların
benimsenmesini ve uygulanmasını sağlayabilir.
|