Ergenlerle İletişimin 5
Anahtarı |
|
|
|
►1.
"Seninle
Gurur Duyuyorum"
►Bu
söz, ergenin özsaygı geliştirmesine yardımcı olur.
Genelde bu başarıyla bağlantılı bir cümledir, ancak
ergenin başaramadığı zamanlarda bunu duymaya daha
fazla ihtiyacı olacaktır. Buradaki "gurur", anlam
olarak sevgiye çok yakındır. Annenizle babanız ya da
bir öğretmeniniz, "Seninle gurur duyuyorum" dediği
zaman ne kadar mutlu olduğunuzu anımsıyor musunuz?
Sizi beğenmelerinden kaynaklanan güzel duygular,
herhalde kalıcı bir etki bırakmıştır. Ebeveyninizin
davranışlarınızı ya da başarılarınızı övdüğünü çok
ender duymuş da olabilirsiniz. Öyle görünüyor ki,
pek çok ergen artık bu mesajı duymuyor.
Anne babalar, ergen çocukları
için standartlarını çok yüksek tutmaya dikkat
etmelidirler. Ergen, onların takdirini kazanmak
için her zaman en yüksek notu alması gerektiğini
düşünürse, onların yalnızca başarıyla
ilgilendikleri ve bir insan olarak kendisini
umursamadıkları kanısına varabilir. Sonuç
olarak, elinden gelenin en iyisini yapmaya
çalışmaktan vazgeçebilir. Bazı üstün yetenekli
ergenlerin idare edebilecek notlarla
yetinmelerinin nedeni belki de budur.
►Bence
anne-babalar ergen çocuklarını oldukları
gibi kabul edip harcadıkları içten çabaları
takdir etmeli; onları başkalarıyla
karşılaştırmamalı ya da "Hep 'pekiyi'
almalısın" gibi keyfi standartlar
belirlememelidirler. Bir insanın çocuğuyla
gurur duyması, alınan notlara, kazanılan
derecelere, ya da seçkin bir gruba girmeye
hak kazanmasına bağlı olmamalıdır.
►"Seninle
gurur duyuyorum" sözü, şu durumlarda
ergenlere söylenmelidir:
►Kişisel
bir hedefe ulaşmak için fazladan bir çaba
harcamayı seçtiğinde
►Yaşıtlarının
baskısının üstesinden gelip, kendi başına
karar vermeyi seçtiğinde
►Yanlışlarından
ders alıp tekrar deneme azmini
gösterdiğinde
►Doğal
yeteneklerini sonuna kadar kullandığında
►Ergenler,
günlük performanslarına değil, nasıl biri
olduklarına bağlı olarak, mecazi anlamda
bankada bir onay hesapları olsun isterler. O
zaman, başarısızlığa uğradıklarında bu
özsaygı bankasından bir miktar çekebilirler.
Ergenler en çok gereksinim duydukları
anlarda ebeveynlerinden onay alamazlarsa,
onu çok yanlış yerlerde aramaya
başlayabilirler.
►Daha
küçük yaştaki bir çocuğunuzu her gün on beş
dakika piyano çalması için
etkileyebilirsiniz. Çocuğunuzu uzun süre
ısrarla çalıştırıp parçayı öğrenmesini
sağlamış olsanız bile, ilk parçasını
çaldığında onunla gurur duyarsınız.
Çocuğunuzun sizin onayınızla uyarılan
başarma duygusu, ileride kendi kendini
şevklendirmesini sağlayacak olan, içten
gelen arzuyu yaratacaktır.
►Aynı
taktik ergenlere de uygulanabilir.
Otoritelerini koruyan anne-babalar, ergen
çocuklarının hareketlerini etkileme gücüne
sahiptir. Ebeveynlik otoritesi, disiplin ve
olumlu motivasyonu dikkatlice kullanarak,
ergenlerinde olumlu nitelikler ve daha iyiye
ulaşma anlayışını yaratmaya çalışmalıdırlar.
Bu yöntem işe yaradığında ise, sanki her
şeyi kendi başına yapmış gibi, çocuğa
"Seninle gurur duyuyorum" diyebilirler.
►Ergenler
yanlış kararlar verdiklerinde, ellerinden
geleni yapmadıklarında, onlarla gurur
duymanız zor olabilir. Yine de, sevginizi
asla esirgememelisiniz.
►Bir
ergen başarısızlığa uğradığında "Asla bir
yere varamayacaksın," demeyin. Bu gibi basit
bir dil sürçmesi, onu çok fazla incitebilir.
Aslında bu, "Bir insan olarak beni hayal
kırıklığına uğrattın" demektir. Bu tür
düşünceler, özsaygıyı yıkar ve ilerleme
çabası için gerekli olan motivasyonu
söndürebilecek bir kalıcılık taşır.
►Genellikle
sevilme duygusuna, başarılı dönemlerden çok,
başarısızlık dönemlerinde gereksinim
duyulur. Ergenlerin özgüvenlerini yeniden
kurup tekrar denemeleri için, başarısız
olduklarında anne-babaların onları
kabullenmeleri gerekir. Şu ayrımı aklınızda
tutmaya çalışın: Davranışını onaylamasanız
da, bir insanı kabul edebilirsiniz. "Seninle
gurur duyuyorum" mesajı uygun olmadığında
bile, ergen çocuğunuzu bir insan olarak
onaylayabilirsiniz. Sizi düş kırıklığına
uğratan şeyin yalnızca hareketleri olduğunu,
sözlerinizle açıkça belirtin.
►Sizin,
"Seninle gurur duyuyorum" mesajınız,
çocuğunuzu daha yüksek hedefler belirlemesi
için cesaretlendirecek ve bunlara erişme
isteğini besleyecektir. Onun özsaygısını
artıracak ve gereken güveni verecektir
►2.
"Bana
Herhangi Bir Nedenle Gelebilirsin, Ben Her
Zaman Dinlemeye Hazır Olacağım."
►Ergenler
bu mesajın önemli olduğunu düşünürler, çünkü
bir sorun ya da yanlış anlama olduğunda ilk
ve en zor adımın atılabileceği; yani
ebeveynlerine seslerini duyurabilecekleri
konusunda onlara güvence verir. Bir
ebeveynin dinlemedeki başarısızlığı, ergenin
içine kapanmasının başlıca nedenidir.
Ebeveynler sık sık, faikında bile olmadan
olumsuz dikkat alışkanlıklarına kapılırlar.
() zaman, söylenebilecek pek çok şeyi
kaçırmış olurlar:
►Dikkatinizi
bölmeden verin. Yani, yemek yapmayı, gazete
okumayı, televizyon izlemeyi ya da başka
şeyler düşünmeyi bırakıp çocuğunuzun
söylediği şeyler üzerinde yoğunlaşmaksınız.
►Dinlemeye
çalışırken konuşmayın. İyi bir dinleyici hep
konuşmaz. Empatiyi iletmenin en iyi yolu
bazen bilinçli bir sessizlik ve yoğun
dikkattir.
►Tam
anlamıyla orada olun. Ergenler en zor
dönemlerinden geçerken, "yanlarında olan"
ebeveynler isterler.
►Açık
görüşlü olun. Ergenler, fikirleri çılgınca
ya da etraflıca düşünülmemiş olsa bile,
kendilerini gülünç bulmayacak an-ne-babalar
isterler. Bir fikrin olgun bir bakış
açısıyla nasıl algılandığına değil, on
üç-on beş yaşında olmanın nasıl bir şey
olduğuna odaklanan anne-babalar isterler.
►Anlama
isteğiyle dinleyin. Ergeninizi tam olarak
anlamayı kendinize amaç edinin ve bu amaca
ulaşmaya odaklanın.
►Bu
şekilde dinlediğiniz zaman, tek bir söz
söylemeksizin moral gücü veren mesajlar
iletirsiniz:
►"Senin
ilgi duyduğun şeylere önem veriyorum."
►"Senin
düşüncelerini, görüşlerini dinlemekten zevk
duyuyorum."
►İyi
dinleyici olmanız, ergen çocuğunuzun konuşma
isteğini artırır. Karşılıklı saygı ve güven
yaratır. "Bana herhangi bir nedenle
gelebilirsin..." demek, aranızdaki bağı
kuvvetlendirmenin yanı sıra, bu bağın en zor
anlarınızda bile sürmesi için gereken temeli
oluşturur.
►Etkin
bir şekilde dinleme becerilerinizi
geliştirdiğinizde, çocuğunuz da daha iyi
dinlemeyi öğrenecektir. Bunun evinizdeki
konuşmaların niteliği üzerindeki olumlu
etkisini bir düşünün.
►3.
"Seni
Anlamak İstiyorum.
"Ebeveyn olmak, çıkmaza
girmek gibi bir şey olmalı. "Kuşak farkı"
hakkındaki önyargılarımızı duyuyorsunuz.
Bazen kendimizi savunmak için sizi
anlayışsızlıkla suçladığımızı seziyorsunuz.
Bazen anlayışla anlaşmayı bir tuttuğumuzu
keşfediyorsunuz. Bizlerle iletişim kurmanın
zor olmasına şaşmamak gerek.
►Anne-babalar,
ergen çocuğunuzun sizi idare etmesine izin
vermeyin. Anlayışsızlıkla suçlanıyorsanız,
ondan anlamanıza yardımcı olmasını isteyin.
Ona, "Anlamak istiyorum. Biraz daha anlat.
Ne hissediyorsun?" deyin.
►Aynı
fikirde olmadığınızı düşünüyorsanız,
söylediği şeyleri onu tatmin edecek şekilde
tekrar belirtin ve sonra kendi görüşünüzü
tekrarlayın. Şöyle söylemeniz gerekebilir:
"Ne yapmak istediğini ve bunu neden yapmak
istediğini anladığımı sanıyorum.
Anlamadıysam da, anlamak istiyorum. Ama
bana öyle geliyor ki, bizim sorunumuz
yanlış anlamaktan değil, aynı görüşte
olmamaktan kaynaklanıyor."
►Her
ergen benzersiz olsa da, hepsi belli mutsuz
duyguları paylaşıyor gibidir:
engellenmişlik hissi, başarısızlık, aşağılık
duygusu, yalnızlık, dışlanma, sevilmeme.
Elinizden geldiğince duyguyu tanımlamaya
çalışın ve sonra, tahmininizin doğru olup
olmadığını sorun. "Kendini engellenmiş mi
hissediyorsun?" ya da "Anladığım kadarıyla,
kabul edilmediğini hissediyorsun, öyle mi?"
diye sorun.
►Tam
olarak kavramamış olsanız da, ona karşı
anlayışlı olmayı sürdürürseniz, büyük
olasılıkla duygusuna ulaşmanız için size
yardım edecektir. Ergenin hissettiği
şeyleri tanımlayamasanız bile, en azından o,
sizin anlamak için elinizden geleni
yaptığınızı bilecektir.
►Bu
süreç, yalnızca durumu daha iyi anlamanızı
sağlamakla kalmayıp, yeterli çaba ve sebatı
göstermeye çalıştığınız ve mutlu bir çözüm
için, ya da en azından her ikinizin de
kabullenebileceği bir çözüm için, bazen
tatsız çatışmaları göze aldığınız mesajını
iletecektir.
►Uyarı!
Hiçbir zaman, "Ne hissettiğini tam olarak
anlıyorum!" demeyin. Bu, duygularımızı
hafife almak ya da soruna acele bir çözüm
bulmaya çalışmak gibi olur. Bu durumda,
"Hayır, anlamıyorsun. Sen, ben değilsin.
Bütün olayı bilmiyorsun. Ne hissettiğimi tam
olarak anlaman mümkün değil!" şeklinde
karşılık verebiliriz.
►Ergen
çocuğunuzu anlamaya çalışırken üç hedef
belirlemeniz size yardımcı olacaktır:
►Anlama
isteğinizin onun tarafından anlaşıldığına
emin olun.
►Bir
kanıya varmadan önce, ergen çocuğunuzun
sözlerinin veya isteklerinin ardındaki
gerekçeleri keşfetmek için zaman harcayın.
►Kendi
ergenlik döneminizdeki hislerinizi
anımsayarak empatiyle dinleyin.
►Ebeveyninin
güvenini kazanmak çoğu ergen için önemlidir:
►Anne-babaların
güven beslemekten çekinmelerinin bir nedeni;
ergenlerin geçmişte, bu güveni kendi
çıkarları doğrultusunda kullanmış
olmalarıdır.
►Ergenler,
güven gerektiren durumlarda zamanla bilgi ve
deneyim kazandıkça, onlara olan güveninizin
yavaş yavaş artacağını söylemenize
gereksinim duyarlar. On üç yaşındaki
çocuğunuzun araba kullanmasına elbette
güvenemezsiniz, çünkü yasa dışı olması bir
yana, onun muhakemesine güvenmeniz için
gereken deneyimden yoksundur.
►Anne-babalar
kendilerini bilirler. Baştan çıkaran
şeylerin gücü hakkında mutlaka birinci elden
deneyimleri olmuştur. Üstelik henüz hazır
olmadığınız zamanlarda olumsuz baskıya boyun
eğmenin ne kadar kolay olduğunu da bilirler.
Bu, anne-babaların çocuklarına sınırsız
güven duymalarını engeller. Aslında
çocuklarının baştan çıkıp olgunluk
düzeylerini aşan durumlara girmelerine
meydan verselerdi, görevlerini yapmamış
olurlardı.
►Dr.
William Glasser Reality Therapy (Gerçeklik Terapisi) adlı
kitabında, akıl hastalıklarının temelinde
iki temel gereksinimin engellenmesini
görüyor; sevme ve sevilme gereksinimi.2
Bunların çok önemli olmasına karşın,
ebeveynler sevgi iletişimini bilinçli bir
amaç haline getirmeyi unuttukları için,
bazen sevgi gösterme -aynı zamanda alma-
fırsatını kaçırıyorlar. Yine de bizim
anketimize göre, gerek erkekler gerekse
kızlar, anne-babalarından duymak
istedikleri mesajlar içinde en büyük önemi
buna veriyorlar.
►Sağlıklı
aile ilişkilerinde sevgi en önemli unsurdur.
Yüksek sesle ve sıkça söylenen "Seni
seviyorum" sözü, kim olduğumuzu ve neden
doğduğumuzu bilmemize yardım eder. Bir genç,
ebeveyninin sevgisinden emin değilse, diğer
dört mesaj hiçbir anlam taşımaz.
Ergenlerin, sevginin iletildiğini ve
gösterildiğini hissetmeye ihtiyaçları
vardır. Sevildikleri onlara hiç söylenmezse,
bundan nasıl emin olabilirler? Anneleriyle
babaları onlarla birlikte vakit
geçirmiyorsa, sevildiklerini kesin olarak
nasıl bilebilirler?
►Bazı
anne-babalar maddi armağanlar vererek sevgi
gösterdiklerini sanabilirler. Bunları
vermekte bir tatmin duygusu bulabilirler,
ama sonra, çocukları minnet göstermezse, ya
da tatmin olmuş görünmezse incinirler. Sorun
şu olabilir; ebeveyne açıkça bir sevgi
ifadesi olarak görünen şey, ergen tarafından
sevginin yerini alan bir şey olarak
görülebilir. Bir oğul, babasının ona yeni
bir olta alması yerine, zaman ayırıp onunla
balığa çıkmasını tercih edebilir. Bir kız,
annesinin sokağa fırlayıp onu son moda
giysiler almaya götürmesi yerine, mutfak
masasında sakince oturup sohbet etmesini
yeğleyebilir. Ergen çocuğunuza sevgi
göstermenin yolu şudur:
►Ergenlerinize
maddi armağanlar vermek, yiyecek ve barınma
sağlamak, sayısız yoldan saygı göstermek de
yetmez. Tek başına sözcükler yeterli olmaz.
Ergen çocuğunuzla zaman geçirmeye; balığa
çıkmaya, birlikte alışverişe gitmeye, onu
iyice dinlemek için zaman ayırmaya istekli
olduğunuzun kanıtını da göstermeniz
gerekir.
►Sevgi
sabırlıdır, sevgi inceliktir... Kaba
değildir, kendini gözetmez, çabuk
öfkelenmez, yanlışların sicilini tutmaz ...
daima korur, daima güvenir, daima umut
eder, daima sebat gösterir
►Sabır;
ergenin aklındakileri söyleyip
bitirmesine.izin vermektir. Kasıtsız
hatalara kızmamaktır. Ergene büyümesi için
zaman tanımaktır.
►incelik;
ergen çocuğunuzu, en iyi arkadaşınızı dinler
gibi dinleyip onunla konuşur gibi
konuşmaktır. Bu, gülümsemenizden anlaşılır,
açıkça gözlerinize yansır. Empatiden
kaynaklanan bir şeydir.
►Kaba
olmamak; nezaket göstermektir. Bağırmayı,
ergeninize kötü sözlerle hitap etmeyi ya da
aşağılamayı reddetmek demektir. Çabuk
kızmamak ise gerektiğinde kararlı olmak, ama
hakaret etmemek demektir. Kendine hâkim
olmaya yeterince dikkat etmektir. Kendi
hatalarını hatırlamak demektir.
►Yanlışların
sicilini tutmamak; ergenin geçmişte yaptığı
hataları sürekli yüzüne vurmamak demektir.
Affetmek ve unutmaktır.
►Korumak;
sınırlar koymak ve erdemli bir karakter
yaratmak demektir.
►Güvenmek;
hata yapma özgürlüğünü tanımak ve yeniden
başlamak için cesaret vermek demektir.
►Umut
etmek; hak edilmediği zamanlarda bile
koşulsuz sevgiyle davranmaktır.
►Sebat
göstermek; bir ebeveyn olarak işin sonuna
kadar arkasını bırakmamaktır.
►Gördüğünüz
gibi, ilk dört mesaj önemlidir ama sizin
çocuğunuza olan sevginize dayanır. Ergen
için beş mesajın hepsi de önemlidir, ama en
önemlisi sevgidir.
►İstediğiniz
gibi bir ilişki kurabilmenin temel taşları,
ergenin size söylediklerini dinlemek ve onun
endişelerini geçerli ve önemli görmektir.
Size nasıl davranılmasını istiyorsanız siz
de onlara öyle davranmalısınız. Onların
destek, onay ve güven isteklerini görmezden
gelirseniz, sizin olgunluk, sorumluluk ve
iletişim taleplerinizi ciddiye almalarını
nasıl beklersiniz? Eğer dinlerseniz,
iletişim kanallarını açık tutmak için güçlü
ve şevkli bir müttefik edinebileceğinizi
göreceksiniz.
►İlişkiler
çaba ister. Bu, evlilikte de, dostlukta da,
ebeveynlikte de geçerlidir. Ebeveyn/ergen
ilişkisi daha da fazla çaba gerektirebilir,
çünkü ergen büyüdükçe ve daha fazla özgürlük
kazandıkça, sürekli değişir.
►Yetişkinliğe
giden bu yol çok engebeli olabilir ve
ebeveynlerin çaresizliğe kapılıp bu ilişki
uğruna çaba harcamaktan vazgeçmesi kolaydır.
|
|
|
| |
|
|
|
|
|