|
Ergenliğin Tanımı:
Ergenlik, çocuklukla yetişkinlik arasında kalan
bir “ara dönemdir”. Gençlik belirli yaşlarla sınırlı olmayan bir hayat
dönemidir. Bununla beraber gençlik kelimesi ergenlik yerine kullanılabilir.
Buluğ (erinlik, ön ergenlik) ergenliğin başlarındaki biyolojik, cinsel gelişme
dönemidir.
Milli Eğitim Bakanlığı’na göre gençlik, buluğ
çağına erme sebebi ile biyo-psikolojik bakımından çocukluğun sonu ile toplum
hayatında sorumluluk alma dönemi olan çocukluk ve genç yetişkinlik arasında
kalan 12-24 yaşları arasındaki gruptur. “ UNESCO ” nun tanımına göre genç,
öğrenim yapan ve hayatını kazanmak için çalışmayan ve evi olmayan
insandır. ( Kulaksızoğlu, 1998 )
Ergenlikle ilgili birçok tanım yapılmıştır. Batı
dillerinde büyüme anlamına gelen “Adolesence” bizde yeni yetmelik ve
delikanlılık dönemini içine alan “Ergenlik çağı” çocukluktan yetişkinliğe geçiş
hazırlıklarını içine alan bir gelişme dönemidir. Bu dönemle ilgili yaş sınırları
toplumdan topluma ve bir toplumun bir kesiminden diğer kesimine farklılık
göstermektedir. Bizim toplumumuz için bu yaş sınırlarını Özcan Köknel: Kızlar
için 13-18, Erkekler için 15-20 alırken, Atalay Yörükoğlu: Her iki cins için bu
sınırları genişleterek 12-21 olarak vermektedir.
Ergenlik ön (Puberte) orta ve son ergenlik diye ayrılır, bu dönemleri özetlemek
gerekirse :
Ön (Puberte) Dönemi
İlgi bedenine dönüktür, yabancılaşma hisseder.Oedipal çatışmalar canlanabilir,
penisine zarar verme korkusu veya mastürbasyon çatışmaları gibi. Kızlarda
bilinçaltı korkuları uyandırabilir, adeta olumsuz tepki doğabilir; aşırı
sinirlilik nedensiz ağlamalar gibi.Bedenindeki değişime uyum sağlamak, psiko-sosyal
dürtü ve cinsel gelişiminin getirdiği içsel çatışmalarla başa çıkmada
çelişkili duyguları varsa da cinsiyet rollerini daha derinliğini öğrenir, geçici
eş cinsellik eğilimi korkuları olabilir.
Orta Ergenlik Dönemi:
Aileden bağımsız olma çabasında çelişkili duyguları artar,
uzaklaşma isteği ve aynı anda anne baba sevgi ve desteğine ihtiyaç duyma gibi.
Yalnızlık ve güçsüzlük hissedebilir. Anne baba yetkisini zayıflatma ve onlara
karşı çıkma davranışları görülebilir. Aile dışında yeni sevgi kaynakları arar,
arkadaşlık ve grupla özdeşleşme ve onları örnek alma önem kazanır. Bilişsel
gelişim hızlıdır: Kendine ve başkalarına eleştirel düşünce gelişir. Çalışma
zorunluluğunu duyma ve zevk arama arasında kararsızlık, sebatsızlık düzensizlik
olabilir.
Ergenliğin Son Dönemi:
Aileden kopma
ve bağımsızlaşma, kendi kararını verip kendi seçimini yapma konusundaki
çelişkileri azalır, daha bağımsızdır, daha az etki altında kalır. Kendi ilgi ve
yeteneklerini daha gerçekçi biçimde tanımakta, hayat boyu meslek ve eş seçiminde
daha gerçekçi ve tutarlı olmaktadır. Cinsel çatışmaları azalır. Kimlik duygusunu
geliştirme, kimliğini benimseme ve kimliğinin senteziyle uzlaşma çabaları
sonucunda genç, kimliğini gerçekçi biçimde bulmuş olur.
Ergenlik sözcüğü günümüzde, bireyde
gözlenebilen hızlı ve sürekli bir gelişim evresi olarak tanımlanmaktadır.
Ergenliğin daha değişik tanımları da yapılmaktadır. Ergenlik bireyin çocuksu tutum
ve davranışlarının yerini yetişkinlik tutum ve davranışlarının aldığı,
cinsiyet yetilerinin kazanıldığı dönemdir.
Genel olarak 12-20
yaş arası ergenlik dönemi olarak adlandırılır. Ortalama olarak kızlar erkeklere
oranla iki yıl kadar önce olgunlaşmaları nedeniyle bu dönem ülkemizde kızlarda
10-12 yaşları arasında erkeklerde 12-14 yaşları arasında başlar. Ergenliğin sonuna
doğru bu farkın kapandığı görülür. Sosyoekonomik koşullar, iklim ergenliğin
başlangıcında etkili olmakta olgunlaşmanın geç ya da erken olmasına neden
olmaktadır.
Gerek ergenlik gerekse
gençlik dönemleri insan yaşamının en güzel, en mutlu ve en güçlü dönemleri
olurken, aynı zamanda birer kriz ya da bunalım dönemleridir. Aslında her değişim bir
durumdan ötekine geçiş ile eski alışkanlıklardan sıyrılıp yeni koşullara uyma
zorunluluğunu getirdiğinden, kendine göre bir zorluk taşımakta, dolayısıyla bir
kriz ya da bunalım dönemi olarak adlandırılabilmektedir. Buna göre, gençlikten orta
yaşa, orta yaştan yaşlılığa, öğrencilikten iş yaşamına, iş yaşamından
emekliliğe, bekarlıktan evliliğe ve yine evlilikten bekarlığa yahut dulluğa
geçişlerin her biride kendine göre birer kriz ve bunalım dönemleridir.
Ancak, gerek
biyolojik, gerekse sosyal bakımdan en önemli bir değişiklik sayılan ergenlik ve
gençlik dönemleri bunların arasında daha bir belirginlik taşır. İşte belki de bu
yüzden yıllar boyunca ergenlik ve ilk gençlik dönemleri halk arasında oldukça
şatafatlı sözlerle belirlenmiş "buhran çağı", "delikanlılık",
"ateşli gençlik", "kabına sığmazlık" gibi deyimler hep bu
dönemi anlatmada kullanılmıştır. Dikkat edilirse, bu kullanım bir yandan özenme ve
hasret, bir yandan da kıskançlık taşımaktadır.
Fransız'ların bir deyişi olan
"gençlik bile bilseydi, ihtiyarlık yapabilseydi" sözünde, ihtiyarlığın
bilgisizliği vurgulanmakta ve bu gibi deyimlerin hep daha yaşlı kuşaklar tarafından
yaratıldığı da göz önüne alındığında, yaşlıların sanki umutsuzluklarının
acısını gençliğin deneyimsizliğini vurgulayarak kendilerini daha üstün görmek
yoluyla çıkardıkları düşünülebilir .
ERGENLİKTE GELİŞİM GÖREVLERİ:
1.Bedensel
özelliklerini kabul etmek ve bedeni olumlu kullanmak
2.Cinsel rolünü
kabul etme ve bu role uygun davranışlar geliştirme
3.Her cinsten
yaşıtlarıyla yeni ve daha olgun ilişkiler kurmak
4.Ana-babadan ve
diğer yetişkinlerden duygusal bağımsızlığı gerçekleştirme, kendisi ile ilgili
önemli karalar verebilme.
5.Meslek seçimi
için gerekli ön hazırlıkları yapma ve kendisine en uygun olan mesleği seçebilme
6.Evliliğe ve
aile yaşamına hazırlanmak
Ergenin bu
gelişim görevlerini yerine getirebilmesi için daha önceki yılların gelişim
görevlerini zamanında tamamlaması ve fizyolojik gelişimi açısından yaşına uygun
bir olgunluk düzeyine erişmiş olması gerekmektedir.
Gelişim çağına
özgü gelişim görevlerinin zamanında yerine getirilmesi kişinin çevresi ile uyumlu
bir ilişki kurmasına, başarılamayan her gelişim görevi ise kişiliğin uyumunda bir
soruna ve güvensizlik durumunun oluşmasına neden olmaktadır.Gelişim görevlerinin
zamanında başarılmasına kişinin kendine duyduğu güven ve saygı, bunun yanında
sosyal çevrenin kişiye sunacağı güven ve ön yaşantıların çeşitliliği
önemlidir. |