ERGENLİK
DÖNEMİNDE EN SIK RASTLANAN HEYECAN BİÇİMLERİ
Korku:
Ergenlikte korku
tepkisi bir anlamda çocukluktakiyle eşdeğerdir. Genç bireyler için özellikle
“bilinmeyen” şeyler korkunun doğmasına temel nedendir. Ergenin ilgilendiği
faaliyetlerin sonucunu kestirememesi de korkuya neden olabilir. Ergenlikte tüm duygusal
konularda bireyin kendini kontrol edebilme alışkanlığını kazanabilmesi önemlidir.
Ergenlikte korku Üç Temel Noktada incelenebilir:
1. Objelere
Karşı Duyulan Korkular: Yılan, köpek, uçak, fırtına, ateş gibi objelere
karşı duyulan korkular.
2. Sosyal
İlişkilerden Duyulan Korkular: Diğer insanlarla tanışmak, alaycı kimselerle bir
arada olmak, topluluk önünde konuşmak ya da çoğunluğu büyüklerden oluşan bir
gruba katılmak, gençlerde korku meydana getirebilir. Bu tür sosyal korku, utangaçlık
ya da şaşkınlık şeklinde görülür.
3. Ergenin
Kendisi İle İlgili Korkuları: Yoksulluk, ölüm, kendisinin veya ailesinden bir
bireyin ciddi bir hastalığa tutulması, okulda ya da işinde başarısızlığa
uğraması gençte korku oluşturabilir. Genç korku durumunda kaçma ya da (vücudun
kaskatı kesilmesi, titreyip şaşırması, terlemesi gibi bedensel tepkiyle yanıt verir.
Yaş ilerledikçe, çevresiyle olan ilişkilerin artması sonucu korkuların giderek
azaldığı görülür.
Endişe:
Endişeler gerçek
nedenden çok, hayali nedenlerden oluşan korku tipleridir. Korkulan durumun zihinsel
düzeyde prova edilerek yinelenmesidir. Genellikle korkudan daha uzun sürerler. Burada
gelecekte beklenen durumlardan duyulan gerilim halleri söz konusudur. Endişe, geçmişte
bireye doyum sağlamayan bazı olaylar üzerine, oluşabildiği gibi, bireyin başarmak
istediği geleceğe yönelik faaliyetlerini de içerebilir. Orta ve lise
öğrencileri özellikle çeşitli okul sorunları hakkında, dış görünüş ve
arkadaşları arasında popüler olmama, endişe yaratan diğer konular arasında
sayılabilir.
Öfke:
Ergenlik
döneminde öfkeye neden olan uyarımlar genellikle sosyal kaynaklıdır. Ergenle alay
edilmesi, ona yalan söylenmesi öfkeyi oluşturan başlıca nedenlerdir.
Duygusal Kırıklıklar:
Bir arzu ya da
amacın önüne çıkan dış veya iç engeller ergene kırıklıkların oluşumuna yol
açar. Bu durumların çok azında öfke, ama hepsinde sıkıntı hali görülür. Ergen
kırıklığını sosyal çevrenin kabul edebileceği bir davranış biçimde belli eder.
bireyin kırıklık anında göstereceği tepki onun yaşına, toplumsal geçmişine,
deneyimlerine ve kendisine kırıklık yaratan nedeni algılayış biçimine bağlıdır.
Gencin
arzularını gerçekleştirmesini etkileyen faktörleri beş grupta toplayabiliriz.
1. Biyolojik
yetersizlikler: Bireyin arzuları, biyolojik kapasite ve yeteneklerinin çok üstündedir.
2. Yetersiz
alışkanlık yetenek ve beceriler: ergenlik döneminde birey tam bir uyum gösterebilmek
için gerekli olan alışkanlık, yetenek ve becerilerden yoksundur.
3. Çevresel
yetersizlik ve tehlikeler: Maddi yetersizlikler, sosyal merkezlerden uzak olmak,
arkadaşı gibi davranmasını engelleyen okul ve ailelerin kural ve disiplinleri, gencin
kırıklığa uğramasına neden olur.
4. Ergende
biyolojik ve psikolojik gereksinmelerden doğan karmaşık istek, nefret, tercihlerle dolu
tavırların yarattığı bir ruhsal durum egemendir. Ancak huzurlu bir aile ortamında
duygusal bakımdan sağlam bir yapı içinde, bu arzular rahat bir şekilde
karşılanırsa çevreye uyum kolaylaşır.
Ergenin Aile İçi İlişki ve Sorunları
Ergenin
davranışlarına rehberlik edecek değerleri kazanması ve sosyal yönden
sorumluluklarını öğrenmesi konusunda yardıma gereksinimi vardır. Bu gereksinimi
karşılayan ve ergenin yaşamında etkili olan toplumsal kurum ailedir.
Ergen yaşadığı
toplumda kendi görev ve statüsü hakkında açık seçik bir fikre sahip değildir.
Kendisine yetişkin görev sorumluluklarının verilmemesi ve statü belirsizliği ergeni
mutsuz kılar. Statü belirleyici olarak aile, çocuğun toplumsal durumunu ve toplum
içinde o yere gelebilmesi için üstlenmesi gereken rolü saptamaktadır.
Aile bireyleri
arasında etkileşim ve iletişim ergenin kişilik yapısını biçimlendirmede çok
büyük çok derin etkisi vardır. Ailede otoritenin türü, yaşamsal bir etken olarak
ortaya çıkar. Davranışların ergenin üzerindeki etkiler, ana-babanın ergene
uyguladıkları baskının derecesine bağlıdır. Bu kuvvet gösterisi yetkeci ailelerde
ana-babalar kuralları koyar, diğerlerinin de bunlara uyması beklenir, kurallara
aykırı davranışlar sert bir disiplinle karşılanır, onlara inanılır , itaat
edilir, saygı gösterilir. Çoğu zaman suçlulukla ya da başkaldırıyla sonuçlanır.
İzin verici ailelerde ise çok az kural vardır, hiç olmayabilir de ana-balar bilerek ya
da hiç ilgilenmeyerek ergenlere aşağı yukarı hoşuna gittiği gibi davranma olanağı
tanırlar. Disiplin ortaya çıktığında çoğunlukla kararsızdır ve önceden
kestirilemez. Ergen üzerindeki etkileri çok açık değildir. Böylesi koşullarda bazı
ergenlerin çok iyi olduğunu, bazılarında da düşük benlik saygısı geliştirdiği
gözlenmiştir. Bir de demokratik aileler vardır. Bu ailede yetkileri ellerinde tutarken
ve uyulacak kuralları koyarken, ergenlere farklı olma, kendi davranışlarının
sorumluluğunu üstlenme ve daha fazla karar verme olanakları verilir. Disiplin, katı
cezadan çok akıl yürütmeyi, kendine güven ve yüksek akademik güdü gibi
davranışları gösterir.
Özetle
ana-babanın yöntemleri bir ergenin bağımsızlığı gerçekleştirme yeteneğini
büyük ölçüde etkilemektedir. Ana-baba yetkecilik ya da izin vericilik uçlarında yer
aldığında çocuklarıyla ilişkilerini güçlükler saracaktır. Demokratik yaklaşım
olumlu bir benlik kavramını ve bağımsızlığı kolaylaştırır. Bunlar izin verici
ailelerde ortaya çıkabilir. Yetkecilikte de amaçlara doğru ilerlemeye büyük
ölçüde engel olur.
Ana-babanın
duygusal sorunları, evlilik ilişkilerinde başarılı olamamaları, ergenin aile içinde
sürekli kavga ve çekişmeye tanık olması, aşrı koruma , bir çocuğu diğerinden
ayırarak sevmek, bazı çocuklarının uyum bozukluklarını görememe ergeni karmaşa,
iç çatışmaya ve ya suç davranışına itebilir. Bunların dışında anne ve
babaların kendi gelişim dönemlerini dikkate alarak, ergenleri evden ve okuldan kaçmaya
iten davranış ve uyum bozukluklarına neden olur.
Ergenlik
döneminde kurallara karşı çıkışlara intihar girişimlerine, duygusal taşkınlık
ve tedirginlik hallerine sık sık rastlanır. Örneğin, genç kız ve erkeklerde intihar
girişimlerinin en çok görüldüğü yaşlar 17 ve 18’dir.
Anne-baba ergene
karşı davranışlarında düzenleme yapmalıdır. Bu amaçla;
· Ergen hiçbir
zaman başkalarının önünde eleştirilmemeli, davranışları başkalarınkiyle
karşılaştırılmamalıdır.
· Ergen
karşısında yetişkin her zaman tarafsız ve güçlü olmaya çalışmalı, ergenin
haklarıyla sorumlulukları arasındaki dengeyi kolaylıkla kurabilmelidir.
· Anne-babını
fikirlerine saygı duyma, gencin ne derece göreviyse, onların fikirlerinde tam
bir anlaşmaya ulaşmış olmalarını beklemek de hakkıdır.
· Ergen,
kültürüne özgü toplumsal değerleri kendi arkadaş grubu içinde yaşarak
öğreneceğinden, anne ve babalar, kendileriyle olan bağların zayıflayacağı
endişesiyle arkadaş ilişkilerini engellemektedir.
Ergenin Sosyalleşmesinde Okulun Önemi
Okulun temel
işlevlerinin başında, kültür değerlerini genç kuşaklara aktarmanın yanı sıra
onların içinde yaşadığı kültüre uyum göstermelerini sağlamak gerekir. Ergenlik
dönemindeki duygusal gerginlik ve ilgilerin farklılaşması, bir yönden bireyin
çalışma gücünü azaltıp dengesizliğe neden olurken, bir yandan da dikkatin belirli
bir konu üzerinde yoğunlaşmasını engeller ve okulda başarısız kılabilir. Bu
nedenle okuldaki öğretmenin işlevi ve sorumluluğu büyüktür. Öğretmen bu
gerginliği azaltan, ergenlik dönemi ve sorunlarını bilen, ergenin özel sorunlarına
eğilebilen bir birey olmalıdır. Ergen ana-baba etkisinden kurtulduğunda,
anne-babasının yerine koyacağı bir modele gereksinim duyar. İşte
öğretmen çoğu kez bu görevi üstlenmek durumundadır. Okul faaliyetleri her
öğrencinin katılabileceği bir biçimde düzenlenmeli öğrencilerin ilgi, beceri ve
liderlik alanlarının saptanmasına ortam hazırlanmalıdır.
Okuldaki eğitim
programı, ergenin özelliklerini dikkate alarak hazırlandığı, öğretim programı
zenginleştirildiği ve grup tartışmalarına yer verildiği takdirde, bu uyum ve çaba
olumlu yolda desteklenebilir.
Ergenlik
Döneminde Antisosyal Davranış
Ülkemizde
suçların yaklaşık yarısını, 25 yaşın altındaki çocuk ve ergenlerin işlemiş
olması ve ileri yaşlarda suç işleyenlerin büyük bir bölümünün, çocuklu ve
ergenlik dönemlerinde de suç işlemiş olmaları, sorunun önemini daha da
artırmaktadır. İstatistiklerin çocuk suçlarının en çok 14 yaşında işlendiğini
göstermesi, zorlu ergenlik dönemi ile suç arasında dinamik bir ilişkinin
varlığını göstermektedir. Ülkemizde işlenen suç türünün en çok “şahsa
karşı” olduğu bunu “cinsel” suçlara, “mala karşı” işlenen suç
türlerinin izlediği belirlenmiştir.
Evden Kaçma
Evden kaçan
gençlerin kendilerine göre tutarlı bir çok nedeni vardır.: Alışılagelmiş yaşam
biçimini değiştirmek, büyüyüp olgunlaşmak, geçici de olsa huzur bulmak ve kabul
görmek, yeni bir yuva ve yaşam aramak bu nedenlerin başlıcalarıdır. Evden kaçma
kişisel rahatsızlılar dışında, aile gerginliklerine de bir tepkidir. Aile sorunları
değer çatışmaları, sosyal konularda çatışma, okul başarısızlığı, ana-baba
tarafında ihmal ya da reddediliş gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır.
İşin ilginç
yanı, evden kaçan gençlerin çoğu ana-babalarını sever ve sayarlar. Bu ayrılış
düş kırıklığı sunucudur; ana-baba anlamamakta ya da beklentilerinde ve
kurallarında son derece katı davranmaktadır. Onlara göre evleri birbirine anlayış
göstermeyen, sorumluluk ve güven duymayan birbirleriyle hiçbir fiziksel ya da duygusal
ilişkisi olmayan, iletişim kuramayan insanların yaşadıkları bir yerdir. Kısaca
gençlerin evden kaçmalarına yabancılaşma duygusu, baskı ve gerginlik neden
olmaktadır.
Araştırmalarda
gençlerin evden kaçmalarına, dolayısıyla anti-sosyal davranışa ilk adımlarını
atmalarına neden olan en büyük etken %59 oranında baba baskısı olduğu
kanıtlanmıştır. Kısacası evden kaçmanın kökeninde, aile içinde psiko-sosyal
etkileşim yetersizliği ve ergenlik döneminin özellikleri yer almaktadır.
KAYNAKLAR
1. YAVUZER.
Prof. Dr. Haluk, Çocuk Psikolojisi, Remzi Kitapevi A.Ş., İstanbul, 1992
2. Samastı, Prof.
Dr. Mustafa ve Zülfikar, Doç. Dr. Bülent, Çocuk Bakım ve Eğitimi, İşaret
Yayınları, İstanbul, 1997
3. Corman, Louıs,
Çeviren: Hüseyin PORTAKAL, Psikanaliz Açısından Çocuk Eğitimi, Cem Yayınevi,
İstanbul, 1996
4. CÜCELOĞLU,
Doğan, İnsan ve Davranışı, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1991