BAĞIMLILIK
Bağımlılık bir sendromdur.Bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır.
Buna göre aşağıda yer alanlardan sadece üçü bağımlılık
tanısı koymak için yeterlidir.
Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında yoksunluk
belirtilerinin ortaya çıkması. Madde kullanımını
denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan
sürekli çabalar.Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da
bırakmak için büyük zaman harcamak.Madde kullanımı
nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin
azalması ya da tamamen bırakılması.Maddenin
tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda
alınması.Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya
çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımını
sürdürmek.
Bağımlılığı tehlikeli kullanımdan ayırmak gerekir.
Tehlikeli kullanım, madde kullanımının kişinin kendine,
hayatına ve çevresine zarar vermesidir. Madde
kullanımına bağlı olarak kişi işine gitmez, okula devam
etmez, işinde başarısızlıklar ortaya çıkar, ailesini ve
çocuklarını ihmal eder, bedeninde fiziksel bozulmalar
olur. Madde kullanımı nedeni ile tartışma, kavga gibi
yineleyen kişilerarası ve toplumsal sorunlar, madde
taşımak ve bulundurmak ya da madde etkisi ile gelişen
davranış bozuklukları dolayısıyla yasal sorunlar
yaşanabilinir.
Bağımlılığı şeker hastalığı gibi düşünebiliriz…
Şeker hastalığında da kişi eğer şeker kullanmaz ve
diyetine dikkat ederse, rahat yaşar ve hastalık onun
için bir sorun olmaz. Ancak ne zaman şeker yer ise
hastalık canlanır ve o kişi için ciddi bir sorun
yaşanmaya başlar.
Ruhsal ve fiziksel bağımlılık
Bağımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bağımlılık
olarak ikiye ayrılmıştır: Fiziksel bağımlılık; maddenin
varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Beden
uyuşturucu maddeye karşı bir adaptasyon geliştirir.
Madde alınmadığı zaman, ortaya bazı belirtiler çıkar.
Çünkü, bedenin bulduğu fizyolojik adaptasyon
bozulmuştur. Kendini yeni duruma göre ayarlamak
zorundadır. İşte bu dönemde belirtiler gözlenir.
Ruhsal bağımlılık, alışkanlık, itiyat gibi diğer bazı
terimler ile de açıklanır. Kişinin duygusal ya da
kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini tatmin etme,
gidermek amacı ile o maddeye düşkünlüğü biçiminde
tanımlanabilir, ruhsal bağımlılık. Ruhsal bağımlılıkta
madde alındığında doyum, rahatlama ve haz meydana gelir.
Ancak günümüzde bu iki tanım birbirinden ayrılmamaktır.
Çünkü, kişide hem ruhsal, hem de fiziksel bağımlılık
aynı anda görülebilir. Pratikte de bunun bir yararı
yoktur. Fiziksel bağımlılık kısa bir süre içinde
sonlanabilir. Ancak asıl sorun ruhsal bağımlılığın
sonlandırılmasıdır. Bu daha uzun bir süreç ve çaba
gerektiren bir durumdur.
Bağımlılık yapan maddelerin psikolojik etkileri çok
yoğundur. Bu nedenle bir kez kullanım bile sorun
yaratabilir. Örneğin kokain bir kez kullanıldıktan ve
etkisi geçtikten sonra 15-16 saat süre ile istenmeyen
ruhsal etkilere neden olur. Katkı maddeleri ile fazla
karıştırılmamış eroin, ilk kullanımdan sonra bile
bağımlılık yapabilir. Bu nedenle bu maddelerin bir kez
kullanılması bile sakıncalı yaratır ve bağımlılık riski
vardır.
Bağımlılık Yapan Maddeler
Alkol
,Sigara ,Esrar
,Uçucu
Maddeler ,Eroin
,Morfin
,Ketamin
,Meskalin
(kaktüs) ,Metamfetamin
,Steroidler
,Kokain
,Ecstasy
,Rohypnol
(Roche) ,LSD
,GHB
,Ice
,Crack
,Fensiklidin
(PCP) ,Ritalin
,Mantar
(Psylocibin)
UYARICI ve UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI
Nedir bu uyuşturucu maddeler ve bağımlılığı?
Tıp dilinde uyuşturucu madde bağımlılığı "Kişinin tabii
veya sentetik yolla elde edilen bir maddeyi iradesi
dışında almak zorunda kalışı" veya "kendini psişik ve
bazen ilave olarak fizyolojik belirtiler gösteren ve
alınan maddeye karşı arzu veya açlık oluşmasından ötürü
o maddenin kişi tarafından devamlı ya da periyodik
olarak kullanılmasıyla ortaya çıkan durum" olarak tarif
edilmektedir. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) uyuşturucu
bağımlılığında bilhassa şu özellikleri tespit
etmişti.İrade ve mantık ile önlenemeyen uyuşturucu
kullanma isteği.Uyuşturucu maddenin giderek artan dozda
kullanılmasının engellenememesi.Kişinin uyuşturucuya
fiziki ve ruhi olmak üzere tam bağımlılığı, Bağımlının
şahsiyetinin tamamen çöküşü, bedenen ve ruhen meydana
gelen ve hayatına mal olabilen tahribat.
Gerek İlaç Gerekse Uyuşturucu Bağımlılığının Yayılmasındaki Etken
Faktörler
Toplum içinde tıbbın ve ilaçların bütün sorunları
çözümlediği hakkında geniş ve yaygın bir yanlış inanışın
olması ve çoğu zaman bu nedenle sıkıntılardan ve
korkulardan kurtulmak ve beğenmediği çevreden geçici bir
süre uzaklaşmak için kişilerin ilaç alma eğiliminin
doğması,Uyuşturucu maddelerin gelip geçici olarak keyif,
ferahlık ve mutluluk vermesi,Gençlerin, çevrenin ve
geleneklerin baskısını kırma, onlardan bağımsız olduğunu
gösterme isteği. Bu tür gençler, giyiniş, zevk ve
davranış yönünden farklı olan bir alt grup oluşturarak
diğer gençler içinde özendirici olmaları.
Uyuşturucu Madde Alışkanlığının Genelde Dört Özelliği
Sahip Olduğu Görülür.
1. insan beynini uyuşturması ve iradeyi dumana uğratması, yeni
uyuşturuculuk vasfı,
2. Hangi şart altında olursa olsun uyuşturucu maddeyi
veya ilacı kullanmayı sürdürmekte önüne geçilmez. Bir
arzu ve ihtiyacın duyulması.
3. Zamanla kullanım miktarının artırılması lüzumu.
4. İlacın tesirine karşı Psikolojik veya Fizyolojik bir
ihtiyacın duyulması. Yani bağımlılığın oluşması.
Gelişen teknolojiye paralel olarak gittikçe bağımlılık
yapıcı uyuşturucu maddelerin adetleri artmaktadır.
Bunların her birisinin insana olan etkisi ve bu etkiden
ortaya çıkan zararlar bazı farklılıklar göstermiş
olmakla beraber, bir genelleştirme yaparak ortalama bir
şekilde yapmış oldukları zararları şöyle
sıralayabiliriz:
1. Müptelanın yanlış olarak alacağı miktarı
hesaplamaması üzerine ölüme, kollaps ve koma ortaya
çıkabilir.
2. Kişi birkaç defa uyuşturucuyu aldıktan sonra
hemencecik alışkanlık husule gelir. Maddeye karşı
gittikçe bağımlılığı (fizyolojik ve psikolojik
anlamlarda ve toleransı (aynı etkiyi elde etmek için
gittikçe artan miktar) artar. Bu durumda maddeyi elde
etmek için müptelanın dünyada feda etmeyeceği hiçbir şey
söz konusu değildir.
3. Beyin dokusunun kimyası, fizyolojisi değişmiş olduğu
içindir ki, ruhsal elementlerin, fonksiyonların teker
teker her birisi normal dışı bir şekilde çalışmaya
başlarlar. Böylece algılama, zeka, bellek, düşünce,
muhakeme, bilinç, irade, iç görü, duygulanım, kişilik,
konuşma, otokritik tutum, davranış bozuklukları,
çarpıklıkları, kusurları ortaya çıkar ve müptela kişi
bunlarla, düşük bir düzeyden ait olduğu toplum
içerisinde yaşamını sürdürüp, uyumunu (adaptasyonunu)
sağlamaya çalışır. Sonuç itibariyle, dejenere olur,
bunar gider. Amacını yitirip, rollerini kaybeder. Suç
işlemeye karşı büyük bir eğilim göstermeye başlar.
Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin türüne göre etkileri ve
bağımlılık yaratan miktarı farklı olmakla birlikte bu
tür maddelerin hepsi de doğrudan bağımlılık sağlar ve
doğrudan doğruya kişinin bilinç alanını etkiler.
Bilinç üzerine etkileri sıra ile şöyledir:
Bilinç Alanının Daralması: Düşüncelerin bağlanmasında
güçlük, dikkat yöneltilmesinde yetersizlik.
Bilinç Alanındaki Şaşkınlık: Kişi sis perdesi varmış
gibi dış dünyadan ayrılır.
Bilinç Alanının Bulutlanması: Bilincin açıklığı
kaybolmuştur. Kişi şaşkın, donuk, duygusuz ve ağır
durumdadır.
Bilinç Bulanıklığı: Kişinin kendisi ve çevresi ile
ilgili uyumu bozulmuştur. Durgun ve donuk olabildikleri
gibi taşkınlıkta gösterebilir.
Alacakaranlık Durumu: Rüyayı andıran bilinç
bulanıklığıdır.
Koma Öncesi: Bilinç kaybının başladığı dönemdir. Hasta
en çok şiddetli bedensel uyarılara cevap verir.
Koma: Uyarılara cevap alınmaz. Gözler birbirinden ayrı
olarak istem dışı hareket edebilir.
Ölüm: Göz bebeklerin küçülüp, iğne başı gibi olması geri
dönülemez duruma gelindiğini gösterir. Sonuç ölümdür.
Bilinen uyuşturucu madde çeşitlerinden bazıları
şunlardır: afyon (opiom), esrar, kokain, amfetaminler,
L.S.D. v.b.
UYUŞTURUCU MADDELERİN TEDAVİSİ
Tıbbi merkezlere tedavi için başvuran veya resmen sevk edilen
müptelalık vakalara ayaktan değil, fakat mutlaka
yatırılarak tedavi altına alınmalıdır. Tıbbi tedavinin
esasları vakanın özelliğine göre ele alınır ve
yürütülür. Vücutta uyuşturucu maddenin yerini tutacak
ilaç cinsinden maddeler (metadon gibi) son zamanlarda
geliştirilmiştir. Yattığı sürece, psikoterapadik bir
yanaşma yapılarak, uğraş tedavilerine, grup tedavilerine
ve diğer rehabilitasyon çabalarına sokularak ekip
çalışmaları sonucunda, taburcu edildikten sonra toplumda
ve ailesi içerisinde yekinen izleyerek topluma tekrar
kazandırılmaya çalışılır. Bütün bunlar en iyi şekilde
yapılmış olsa bile vakanın nüks etmesi olasılığı
büyüktür. Yani, çoğu zaman kişi tekrar uyuşturucu
maddeyi almaya, kanına sokmaya, bedenini ve ruhunu
parçalamaya devam eder.
Devamı