ALKOL
Genel Özellikler:
Alkolün tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlığın yerleşik hayata
geçmesiyle alkol üretimi de başlamıştır. İlk bira, bundan 8 bin yıl önce
Mezopotamyalıların arpayı ekmek yapmak için ıslah etmesiyle yapılmıştır.
Sümerlerin 6 bin yıl önce Godin Tepelerinde (Batı İran ve Anadolu) bira ve şarap
içtiği bilinmektedir. Daha sonra fermente edilmiş meyve, tahıl ve baldan alkol ederek
alkolü, iyice hayatına sokmuştur insanoğlu. Alkol kimi zaman kutsal sayılıp, dini
törenlerde kullanılmış, kimi zaman eğlencenin ayrılmaz bir olmuştur. Alkolün icat
edilmesiyle birlikte, alkol alışkanlığı da ortaya çıkmıştır. Alkol
alışkanlığının bir hastalık olarak kabul edilmesi eski çağlara dayanmaktadır.
Roma filozofu Seneca, alkolizmi bir akıl hastalığı olarak tanımlamıştır. Alkolizm
terimi, ilk defa İsveçli hekim Magnus Huss tarafından, “Alcoholismus Chronicus”
(1849) isimli makalede kullanılmıştır. Bu makalenin ardından, kronik alkolizm tıbbi
bir terim haline gelmiş ve bir hastalık olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Kullanım: Alkol; beyin, sinir sistemi, mide, sindirim sistemi, karaciğer,
kemik iliği gibi hayati merkezler başta olmak üzere vücudun bütününü etkiler.
Etkinin şiddeti, alınan alkolün miktarına ve sıklığına göre değişir. Alkol
kullanımının tıbbi olarak kabul edilen normal sınırı erkekler için günde 2,
kadınlar için 1 içkidir. Birim olarak 1 içki, kabaca, bir kutu ya da şişe biraya,
bir bardak şaraba ya da 45 ml’lik bir “tek” sert içkiye (votka, viski vb)
eşittir. Bu şekilde hesaplandığında alınan içkinin türünün hiç bir önemi
yoktur. Yani üç bira içmekle üç duble votka içmek aynı miktarda alkol alınmasını
sağlar ve aynı etkiyi yapar. Dolayısıyla birayı bu bağlamda zararsız bir meşrubat
gibi görmek anlamsızdır.
Etkiler: Alkol alındıktan sonra, hızla ince bağırsaktan kana karışır.
Kana karışan alkol miktarına göre, beynin çalışması yavaşlar. İçki içen
kişinin kanına karışan alkol miktarı, içkinin hangi şartlar altında içildiğine
(yer, kişinin psikolojik durumu, duygusal durumu, yanında başkalarının olup
olmaması, herhangi başka bir madde alınıp alınmadığı), belirli bir zamanda ne
kadar içtiğine, vücut ölçülerine, cinsiyetine, vücut yapısına ve
metabolizmasına, midedeki yiyecek çeşidine ve miktarına göre değişir. Alkol kana
karıştıktan sonra, hiçbir yiyecek ya da içecek onun etkisini azaltmaz. Bazen meyve
şekeri, alkolün kandan dışarı atılımını hızlandırabilir ve böylece etkisi daha
kısa sürer.
Normal bir yetişkinin metabolizması saatte 8.5 gr. alkolü (bir biranın 3/2’si)
sindirip vücuttan atabilir.
Kana 50 ml. alkol karışması çakır keyif olarak adlandırdığımız sıcaklık hissi,
yüzde kızarıklık, algı yavaşlaması ve rahatlamaya yol açar. 100 ml. algılamanın
yavaşlamasına, kendini dizginleyememeye, dikkatini verememeye, reflekslerin
yavaşlamasına ve kontrolsüzlüğe (açık sarhoşluk) yol açar. 150 ml. aşırı
sarhoşluğa yol açar ve kişide sersemleme hissi, kaslara ve hareketlere hakim olamama,
çift görme, konuşma bozuklukları, hafıza ve idrak bozuklukları gözlenir. Kandaki
alkol oranı 250 ml. olduğunda kişi aşırı sarhoşluk halindedir ve ayakta duramaz,
kusma ve sızma gözlenir. 350 ml.’de bilinç kaybı, solunum yavaşlaması, idrar
kaçırma, düşük ateş ve düşük tansiyon görülür, kişi koma halindedir. Kandaki
alkol miktarının 500 ml. ve daha fazla olması durumunda ölüm ihtimali vardır.
Kısa bir süre içinde aşırı alkol almak genellikle “akşamdan kalma” haliyle
sonuçlanır. Bu durum 8-12 saat sürebilir. Akşamdan kalma olmanın sebebi, alkol
zehirlenmesidir. Aşırı alkol alınması karşısında vücut zayıf düşer ve bunu
düzeltmesi vakit alır. Alkol ve diğer uyuşturucu maddelerin birlikte alınması çok
daha korkunç sonuçlar doğurabilir. Kaza ölümlerin çoğu alkol ve uyuşturucuların
birlikte alınmasıyla ortaya çıkmaktadır. Alkol uyuşturucuların etkisini
çoğaltır. Tedavi için alınan ilaçlarla birlikte alkol kullanmak da çok tehlikeli
olabilir.
Yoksunluk: Kişi alkol almayı bıraktığında yoksunluk belirtileri ortaya
çıkar. Bu belirtiler aşırı terleme, titreme, nabzın 100’ün üstüne çıkması,
uykusuzluk, bulantı, kusma, alkolü bıraktıktan sonraki 1-2 gün içinde
halüsinasyonlar, epileptik nöbetler, anksiyete, psikomotor ajitasyon şeklinde seyreder.
Uzun süre fazla miktarda alkol alan kişilerde alkolü kestikten 2-3 gün sonra ortaya
çıkabilen, Deliryum Tremens denilen ve ölüm riski taşıyan bir tablo oluşabilir.
Bilinç ve konsantrasyon bozukluğu, görsel halüsinasyonlar (gerçekte var olmayan
şeylerin görülmesi), bulunduğu zamanı ve yeri karıştırma ile kendini belli eder.
Hızlı başlayıp dalgalı bir seyir gösterir.
Sonuçlar: Kronik alkolizmin, fiziksel ve psikolojik olumsuz etkileri çok
fazladır. Sürekli içki içen kişilerde çoğunlukla, karaciğer tahribi,
kardiyomiyopati (kalp büyümesi), anemi (kansızlık), yüksek tansiyon, trombositopeni
(pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma), miyopati (kas yıkımı), kanser,
teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler), pankreas iltihabı, zatüre,
merkezi sinir sistemi bozuklukları, bunama gibi sorunlar görülür.
Alkol kullanımına bağlı diğer rahatsızlıklar ise iştah kaybı, vitamin
yetersizliği, enfeksiyon, iktidarsızlık ve sindirim bozukluğudur.
Alkol bağımlılarının %30-50’sinde majör depresyon görülür. Anksiyete
bozuklukları, erkeklerde sosyal fobi, kadınlarda agorafobi sıktır. İki uçlu duygu
durum bozukluğu (manik depresif) da gözlemlenir. Başta sigara ve esrar olmak üzere
diğer uyuşturucu madde bağımlılıkları ve kişilik bozuklukları (antisosyal ya da
sınırda kişilik bozuklukları) ortaya çıkmaktadır.
Alkol tüketimi ne kadar artarsa ölümcül hastalık riski de o kadar artar.
Alkoliklerde, genç yaşta ölüm oranı hiç de azımsanmayacak kadar yüksektir.
NİKOTİN
Kimyasal Özellikleri ve Elde Ediliş Biçimleri
Tütün ürünlerinden sigara, puro vb. biri olan ve 4000’den fazla kimyasal madde
içeren nikotin, beyinde faaliyeti olan temel bir tütün öğesidir. Koklanarak burundan
çekilen ya da çiğnenen dumansız tütünler de nikotin kadar yüksek düzeyde
toksit-zehir içerir. Doğal bir şekilde oluşan renksiz sıvı olan nikotin,
yakıldığı zaman kahverengiye dönüşür, ve havayla karıştığında da tütün
kokusu kazanır. 1800’lerin başlarında tanımlanan ve yoğun bir şekilde üzerinde
çalışılan nikotinin, beyin ve vücut üzerinde, bir kısmı da tespit edilemeyen
kompleks bir takım etkileri vardır.
Marketlerde satılan sigaraların 10 mg. veya daha fazlası nikotin içermektedir. Sigara
içe çekerek içildiğinde, bir kullanıcı her bir sigarada ortalama 1 ila 2 mg kadar
nikotin almış oluyor demektir.
Nikotin deri, ağzın içini kaplayan mucosal ve burun veya içe çekilmesiyle ciğerler
tarafından absorbe edilir. Nasıl alındığına bağlı olarak nikotin kan
dolaşımında ve beyinde hızlı bir şekilde en yüksek noktasına ulaşabilir.
Örneğin sigara içmede, içe çekmenin 10 saniye içinde beyne varması, nikotinin
bedende baştan sona kadar hızla dağılmasıyla sonuçlanır.
Her yıl 35 milyon insan bırakmaya teşebbüs ediyor ancak çoğu bırakma çabasından
birkaç gün sonra yeniden kullanmaya başlıyor.
Günde yaklaşık yarım paket içen bir insan her gün beynine 300 nikotin vuruşu
gönderiyor demektir.
Etkileri
Sigaranın etkileri, ne kadar içildiğine, ne kadar süredir kullanıldığına, ne kadar
güçlü ve ne tür tütün kullandığına, ne kadar derin içine çektiğine,
sağlığının nasıl olduğuna ve kişinin ailesinde belli hastalıkların olup
olmadığına bağlı olarak değişmektedir.
İçer içmez ortaya çıkabilecek etkileri kalp atışının hızlanması, kan
basıncının artması, midenin asit üretmesi, böbreklerin az idrar üretmesi, beynin ve
sinir sisteminin hızlı çalışması sonra yavaşlaması, iştahsızlık, koku ve tat
alma duyularının zayıflaması, akciğerlerdeki küçük saç benzeri liflerin ve
havayollarının uygun çalışmaması, el ve ayak parmaklarına kan akışının
zayıflamasıdır.
Ayrıca; midenin bozulması, gözlerin sulanması, baş dönmeleri da yaşanabilir.
Uzun süreli etkileri
Eğer bir kişi uzun bir süreden beri içiyorsa; sık sık nefessiz kalmak ve öksürmek,
dişlerin ve parmakların lekelenmesi, daha kırışık ve kuru bir ciltle daha yaşlı
gözükmesi, sigara içmeyen birine göre daha zor hamile kalmak.
Uzun süre içmekten dolayı ortaya çıkan hastalıklar ise şöyle sıralanabilir:
Özellikle ciğerlerdeki ve kalpteki kan damarlarının daralması ve kalınlaşması,
solunumla ilgili enfeksiyonlar; üşütme, kronik bronşit veya zatürree, astımın
artması, mide ülseri, akciğere kan akışının azalmasından dolayı damar
hastalıkları, kalp krizi ve kalp ile ilgili hastalıklar, akciğer, böbrek, pankreas,
gırtlak, mesane,rahim, mide kanseri.
Hamilelik döneminde sigara içilmesi sonucunda alınan karbon monoksit ve yüksek
düzeyde nikotin, fetusun oksijen almasını engeller. Nikotin plesantaya geçer ve
nikotin konsantrasyonu annedeki seviyeden % 15 daha fazla seviyededir. Nikotin, fetusun
kanında, amniyotik sıvıda ve anne sütünde yoğunlaşır. Bu faktörlerin bir araya
gelmesi, hamilelikte sigara içen annelerin çocuklarında yaygın olarak görülen
düşük doğum kilosu ve gelişim gecikmelerini açıklamaktadır.
“Pasif içici”, sigara kullanmayan biri sigara içen birinin sigara dumanını
soluduğunda olur. İçmeseler bile pasif içiciler de akciğer kanseri olabilmektedirler.
Pasif içici olmanın etkileri; sigara içilen ortamda ne kadar zaman geçirdiğine, odada
ne kadar temiz hava olduğuna (havalandırma), ne kadar sigara içildiğine bağlıdır.
Entoksikasyon
Yüksek miktarlarda nikotin alınması (örneğin bazı böcek öldürücü spreylerde
bulunabilir) aşırı miktarda toksit etkisine sahiptir ve kişide kusmaya, titremeye,
kıvranmaya, sarsılmaya yol açabilir.
Yoksunluk belirtileri
Nikotin alımının durdurulması bir veya daha fazla sürede sonlanabilecek bir yoksunluk
sendromuna yol açar. İrrite olma, zihinsel ve dikkatle ilgili süreçlerde
rahatsızlıklar, uyku bozuklukları, iştah artması ve tekrar kullanmak için aşırı
istek duyma olarak sıralanabilir. Aşırı derecede tütün için istek duyma, 6 ay veya
daha fazla sürebilir
ESRAR
Kimyasal Özellikleri ve Elde Ediliş Biçimi
Tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bir madde olan esrar “haşiş” olarak da
bilinir. Esrar, Hint keneviri bitkisinin yapraklarının kurutulup bastırılması
suretiyle hazırlanan ve aktif maddesini bu kısımlardan salgılanan reçine içindeki
kannabinoidlerin oluşturduğu bir maddedir. Kannabinoidlerin içinde esrarda en fazla
bulunan ve esrarın farmakolojik etkilerinden sorumlu olan etkin ana madde
THC/tetrahidrokannabinol’dür.
Hint keneviri bitkisinin yüksek oranda THC içeren kısımları gölgede kurutulur, daha
sonra ufalanıp elenir. Bu eleme sonucu elde edilen ince toz halindeki maddeye “toz
esrar”, bu dozun ısıtılıp kalıplaştırılmasıyla elde edilen plaka şeklindeki
haline de “plaka esrar” denir. En ince toz ipek elekten geçirilince altta kalan esrar
birinci kalite esrardır. Buna esrar piyasasında "Gubar" ismi verilir. Eleğin
üstünde kalanlar tekrar elenir ve orta derecede kaliteli esrar elde edilir. Buna da
"Marihuana" denir. Bunlardan sonra en altta kalan üçüncü kısım
kalitesizdir ve buna da "Paspal" ismi verilir.
Bu arada, “haşiş” (hint keneveri/cannabis indica) ile “Afyon haşhaşı”
(papaver Somniferum L) birbirine karıştırılmamalıdır. Bu iki bitki aynı familyadan
olmakla birlikte, birbirlerinden farklı bitkilerdir. Afyon haşhaşından üretilen ya da
afyon türevleri olan maddeler eroin, morfin, kodein, afyon gibi maddeler iken, haşişten
esrar, ganja gibi maddeler elde edilir. İşleniş biçimlerine göre farklılıklar
gösteren bu maddeler arasında marihuana, Guba, ve Ganja isimleri sayılabilir.
Esrar kullanımı genellikle “gateway” - (geçiş/giriş kapısı) olarak bilinir ve
kişinin daha güçlü maddeleri kullanmaya devam edip etmeyeceğinin büyük bir
belirleyicisidir. A.B.D’de gençlerle yapılan bir çalışmada esrar kullananların
%73’nün daha sonra kokain, %33’nün eroin kullandığı görülmüştür
(Özden,1982).
Sokak İsimleri
Derman, ot, plaka, mühür, sarıkız, anten, sarma, paspal, gıya, gogo, gonca, kuru,
cigara, cigaralık, deli gonca, ahna, henry, patates, keçi, yeşil, kendir, elek altı,
siyah, saddam, kenevir, jelatin, mal, sarı çiçek , sündüz , cam macunu, kına,
kuriş, gubar, esrar için kullanılan diğer isimlerdir.
Görünüşü ve Kullanış Biçimleri
Ham esrar kendine has kokusu olan, sarı ile yeşilimtırak renkte bir tozdur. Zamanla
kahverengine dönüşebilir. Plaka veya çubuklar halinde piyasada satılır. Bunun için
baskı aletleri (pres) kullanılabilir. levha ya da çubuk biçimine getirildikten sonra
daha çok tütüne karıştırılarak sigara gibi içilir. Ayrıca çiğnenerek ve bal,
yağ gibi çeşitli yiyecek ve içeceklere karıştırılarak kullanılır.
Fiziksel ve Psikolojik Etkileri
İnsanda ağız yoluyla THC maddesinin etkili olduğu doz 50-200mg/kg; sigara ile
içildiğinde 25-50mg/kg’dır. Alındıktan 30 dk. sonra etkisini gösterir. Sigara ile
içilen esrarın etkisi 2-4 saat; sindirim yoluyla alındığında bu etki 5-12 saat,
düşük etkili marihuana etkisi ise 3 saatten uzun sürmez.
Nabız hızında artış görülür. Gözlerin kızarması, ağızın kuruması, baş
dönmesi, kalp atışlarının hızlanması, sık sık idrar yapma ihtiyacı duyulur.
Kişinin içinde bulunduğu duygu durumuna göre etki yaratır, ancak gene de değişmeyen
etkileri vardır. Zaman algısıyla ilgili bir farklılaşma (zamanının yavaşladığı
duygusu; örn, 1 saatlik bir dönem 8-10 saat gibi algılanabilir); renkleri ve sesleri
algılamaya karşı duyarlılık artar; yaratıcılığı arttırıyor diye
düşünülmesinin nedeni de budur. İştahta artış görülür. Refleksleri bozar; bu
nedenle reflekse dayalı işler yapılması bazı kazalara ve yaralanmalar yol açabilir
(Ör., araba kullanılması tehlikelidir). Kişiler esrar aldıktan sonra sedasyon
(sakinleşme) ve gevşeme yaşarlar; kendilerini daha rahat hissederler, alkolde olduğu
gibi ruhsal inhibisyonları ortadan kalkar. Öfori ve bazen önüne geçilemeyen gülme
krizleri gerçekleşir. Daha konuşkan olurlar. Yüksek dozda alındığında kullanıcı
hoş olmayan duygular yaşayabilir; bunaltıya, ruhsal çöküntüye, aşırı uçlara
varan ruhsal değişikliklere yol açabilir.
Uzun süre esrar kullanımı sonucu kişinin çevreye karşı ilgisi azalır, çalışma
ve hareket gücü düşer, kısaca yaşam kalitesini düşürür. Mc Glotthin ve West
(1968), uzun süreli yüksek doz kullananlarda apati (ilgisizlik) geliştiğini, kişinin
daha pasif, ilgisiz ve isteksiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu kişiler çalışmak ve
üretmek istemezler. Uzun süreli planlar yapamazlar. Kompleks işleri yapmaya karşı hem
istek hem de kapasite azalmıştır. Konsantrasyon yetenekleri kaybolmuştur. Tüm bunlara
amotivasyon sendromu denmiştir. Karakter değişikliği ve hayat tarzında farklılaşma,
anksiyete ve depresyon, amotivasyon sendromu, diğer madde kullanımları görülebilir.
Uzun süre kullananlarda uyku hali, uyuşukluk, dengesizlik, kaslarda eşgüdüm
bozukluğu vardır. Birey bazı motor yetilerini kaybedebilir. Fazla terlerler. Ayaklarda
karıncalanma olur. Sigara gibi içildiğinde göğüs sıkışması yaşanabilir.
Yoksunluk Belirtileri
Diğer maddelerde olduğu gibi bırakıldığında yada azaltıldığında yoksunluk
belirtisi dediğimiz davranışlar gözükmez. Ancak her madde gibi esrarında
bağımlılık potansiyeli vardır ve toleransı arttırır. Uzun süre esrar kullananlar
kullanımı kestiklerinde sinirlilik, gerginlik, uykusuzluk, iştahsızlık gibi
problemler yaşayabilirler.
Entoksikasyon (zehirlenme )Belirtileri ve Sonuçları
En önemli fizyolojik etkilerinden biri tütün benzeri akciğer sorunlarını ortaya
çıkarmasıdır (akciğer kanseri,bronşit, astım vb). Uzun süre ve yoğun olarak
kullananlardaki diğer bir etkisi belleğin zarar görmesidir, kısa süreli hafıza
etkilenir. Öğrenme ile ilgili fonksiyonlar da zarar görebilir. Sık kullananlarda
paranoid tipte psikoz yaratır; hezeyanlar gözlenir.
Uzun süreli kullanımı, esrar entoksikasyonuna bağlı olmayan, esrar kullanımından
bağımsız, kalıcı bir psikotik tablonun oluşmasına neden olabilir.
UÇUCU
MADDELER
Kimyasal Özellikleri ve Elde Ediliş Biçimleri
Koklanan maddeler uçucu maddelerdir; kimyasal buharlar üretirler ve içe çekildiğinde
zihni uyaran etki yaparlar. Uzmanlar 1000’ e yakın ev ürününün koklanan madde
olarak kullanılabileceğini doğrulamışlardır. Genellikle çocukların esrar, sigara
veya alkol kullanmadan önce ilk denedikleri madde uçucu madde olmaktadır. Başlama
yaşları da genellikle geç çocukluğun bittiği ve ergenliğin başladığı dönemlere
denk gelmektedir. Uçucu madde diye nitelendirdiğimiz maddelerin en tehlikeli yanı ilk,
üçüncü ya da 100. kullanışta ölüme neden olabilmeleridir. “Sudden Sniffing
Death” - ani ölüm- dediğimiz olay, uçucu maddelerin kalp ritmini bozup, kalbin
durmasına yol açmasıyla olur.
Uçucu, yani gaza dönüşebilen maddeler (volatile solvents) sıvıdırlar. Pahalı
olmayan, kolayca elde edilebilen, ev işleri ve endüstriyel amaçlar için yaygın olarak
kullanılan maddelerdir. Bunlar, boya incelticisi tineri, kuru temizle maddelerini,
benzin, uhu, oje, bali gibi yapıştırıcı maddeleri kapsar.
Aerosol dediğimiz maddeler spreydir, bu maddelerin içine sinek öldürücüler,
deodorantlar, saç spreyleri, boya spreyleri vb. maddeler girmektedir.
Gazlar, medikal anestetikleri kapsadığı gibi ev işerinde ve endüstriyel ürünleri de
kapsar.
Nitritler uçucu maddeler içinde özel bir sınıf olarak düşünülür. Diğerlerinden
farklı olarak merkezi sinir sistemi üzerinde direkt rol oynarlar. Nitritler temel olarak
kan damarlarını genişletir ve kasları gevşetirler. Diğer maddeler duygu durumunu
değiştirmek için kullanılırken, nitritler temel olarak cinselliği arttırmak için
kullanılır.
Eğer bir kişi uçucu madde alıyorsa; giysilerinde, kimyasal bir koku vardır ve
alışıldık olmayan bir şekilde nefesleri kokar; sözcükleri kötü bir şekilde
telaffuz eder veya dağınık bir konuşma tarzları oluşur; içkili, sersemlemiş gibi
bir halde olurlar; parmaklarında ya da yüzünde normalde olmayacak boya ve diğer
ürünlerin işaretleri vardır; gözleri kırmızı ve suludur, burun ve ağız
çevresinde lekeler ve yaralar bulunur; mide bulantısı ve/veya iştah kaybı görülür;
kronik kullanıcılarda anksiyete, irrite olma, gerginlik, heyecan gözükür.
Kullanış Biçimleri
Burundan dumanı çekerek, aerosol-spreyleri direkt ağza veya burna sıkarak, plastik
veya kağıt torbaların içinde maddeyi döküp burna ya da ağza çekerek, avucunun
içine yerleştirdiği bez parçasının üstüne döktüğü maddeyi koklayarak, nitrit
oksit ile doldurulmuş balonları içine çekerek kullanılmaktadırlar.
Etkileri
Alınan madde ciğerler tarafından kan dolaşımına ve çabucak beyne ve diğer
organlara dağıtılır. Alındıktan birkaç dakika sonra kullanıcı, alkolün
etkilerine benzer bir zehirlenme yaşar. Kelimeler birbirine karışır, koordineli
hareketlerinde yeteneksizlik, öfori, baş dönmesi görülür. Bunların yanı sıra
kişi, başını yokmuş gibi hissedebilir, halüsinasyonlar, hezeyanlar
–uçabileceklerini düşünmeleri gibi- yaşarlar. “Kafa yapıcı” etkisi çok kısa
sürede sona erdiğinden, kullanıcılar etkinin daha uzun sürmesi için birkaç saat
boyunca tekrar tekrar madde çekerler ve bu çok tehlikelidir. Bilinç kaybı hatta ölüm
meydana gelebilir.
Kişide ayrıca ilgisizlik, bozulmuş muhakeme yeteneği, okul-iş ve sosyal ortamlardaki
işlevselliğinin bozulması gibi belirtiler ortaya çıkar.
Uzun süreli etkileri arasında; ilk kullanışta dahi meydana gelme olasılığı olan
ani ölüm, kısa süreli hafıza kaybı, duyma kaybı, kol ve bacaklarda spazmları,
kalıcı beyin hasarları, kemik iliğine zarar, ciğer ve böbreklere zarar, ölümcül
alkol sendromuna benzeyen muhtemel ölümcül etkiler ve zehirlenme olarak sıralanabilir.
Zehirlenme (entoksikasyon)
Yüksek doz alındığında kişide konfüzyona ve deliryuma yol açabilir. Mide
bulantısı ve kusma görülebilecek diğer yan etkilerdir.
Yoksunluk belirtileri
Kullanmayı bırakan kişilerde kilo kaybı, kas güçsüzlüğü, koordinasyon yokluğu,
irrite olma durumu, odaklanamama, oryantasyonun bozulması ve depresyon görülür.
KAYNAKLAR
|