|
Çocuklarda Davranış
Bozuklukları
Öğrenme
bozuklukları önceleri DSM III-R’de “Akademik Beceri Bozukluğu”
adıyla yer almıştır. DSM 4’te “Öğrenme Bozuklukları” terimi
kullanılmaktadır. Günümüzde, öğrenme bozukluklarının yerine
araştırmacıların bir kısmı “Özgül Öğrenme Güçlüğü” terimini
kullanmaktadır. Bazı kişiler tarafından öğrenme bozuklukları
için geniş anlamda “Disleksi” terimi de kullanılmaktadır.
Zihinsel
öğrenme yetersizlikleriyle öğrenme bozukluklarının bazen
birbirine karıştırıldığı gözlenilmektedir. Öğrenme bozukluğu
zihinsel öğrenme yetersizliği değildir. Bilginin kazanılması ve
işlenmesinde zorlanma olarak kendisini gösteren, öğrenmeyle
ilgili bir güçlüktür. Bu bozukluk, görerek, duyarak ve dokunarak
uyaranların algılanması ve kavranmasında güçlük olarak
yaşanmaktadır. Ayrıca görme, işitme ve dokunma duyusunda
bozukluğa yada nörolojik bir hastalığa bağlı değildir. Öğrenme
bozukluğu gösteren çocuklar birbirlerinden farklılık
göstermektedir.
Toplumda
öğrenme bozukluklarının görülme olasılığı farklı araştırmalardan
elde dilen verilere göre, %1 ve %10 arasında değişmektedir.
Cinsiyet değişkenine göre kızlara oranla erkeklerde daha sık
görülür. Öğrenme bozukluklarının nedeni tam olarak
bilinmemektedir. DSM 4’te öğrenme bozuklukları üç gruba
ayrılmaktadır. Bunlar aşağıdaki gibidir:
- Okuma
bozukluğu (disleksi)
- Yazma
bozukluğu (disgrafi)
- Matematik
bozukluğu (diskalkuli)
Matematik Bozukluğu
Öğrencinin
matematikle ilgili etkinlik ve becerilerde yaşıtlarına göre
düşük performans sergilediği görülür. İkinci veya üçüncü sınıfa
geldiğinde artık bu bozukluk öğretmen tarafından açıkca
gözlenilebilir. Matematik bozukluğunun nedeni tam olarak
bilinmemektedir. Pek çok faktörün etkili olduğu düşünülmektedir.
Sosyo-ekonomik düzey, beslenme bozuklukları, psikosoyal gelişim,
eğitim kalitesi gibi etkenlerin olduğu varsayılmaktadır.
Araştırmacıların bu bozukluğun yaygınlığıyla ilgili yeterli
düzeyde araştırma yapmadığı gözlenilmektedir. Fakat genel olarak
araştırmacılar tarafından, toplum içinde rastlanma olasılığının,
% 5 düzeyinde olduğuna dair düşünce kabul görmektedir. Ayrıca
eğitim kalitesinin ve yaygınlığının da bu oranda etkili olduğu
düşünülmektedir.
Bireyler
yaşıtlarına göre eksik matematik eğitimi almışlarsa aritmetik
performanslarında yetersizlik görülebilir. Bu durum matematik
bozukluğuyla karıştırılmamalıdır. Sınıf veya okul olarak
yetersiz matematik eğitimi alan öğrencilerin bu becerilerinde
yetersizlik görülebilir. Birey bağlı bulunduğu sosyal grubun
özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Matematik bozukluğunun
varolduğunu düşünmek için kişinin ihtiyacı doğrultusunda yeterli
düzeyde matematik eğitimi almış olması beklenir.
Okuma Bozukluğu
Okuma
bozukluğu, bireyde, yaşıtlarına göre okuma becerisinde
yetersizlik olarak kendisini gösterir. Bu durum kelimelerin
hatalı söylenmesi ve çarpıtılması, eklemeler yapma veya eksik
çıkarma olarak gözlenilir. Şekilleri, yazılı harf
karakterlerini, noktalama işaretlerini, çizgileri algılamakta ve
ayırt etmekte zorluk yaşanılır. Okuma zorluğu harflerde,
kelimelerde, cümlelerde hatta bir paragrafta olabilir. Ayrıca
okuma hızı da oldukça düşüktür. Konuşma bozukluğu yaşayan
çocuklarda bu bozukluğun yanında fonolojik bozukluk ve sözel
anlatım bozukluğu da gözlenilebilir. Kelimeleri arka arkaya
söylerken zorlanma görülebilir, sesler karışabilir, cümleyi
okurken ortasından veya sonundan başlamak olabilir. Okuma
bozukluğu olan çocuklar çoğunlukla ikinci sınıf düzeyinde fark
edilir. Okuma güçlüğü en erken birinci sınıf düzeyinde
anlaşılabilir. Bazı vakalarda dokuz yaş ve sonrasına kadar bu
bozukluk belirgin olmayabilir.
Okuma
bozukluğunun toplumda rastlanma olasılığı, yaygınlığı, okul çağı
çocuklarında % 4 civarındadır. Erkek çocuklarda kızlara göre
görülme olasılığı birkaç kat daha fazladır. Ancak yetişkinlerde
cinsiyet farklılığının olmadığı bildirilmektedir.
Yazılı Anlatım Bozukluğu
Yazılı
anlatım bozukluğu kişinin yazı yazarken akranlarına göre düşük
performans göstermesiyle fark edilir. Kişinin el yazısında,
noktalama işaretlerinde, kelimeleri cümle içinde doğru yere
yerleştirmede bozukluklar vardır. Yazma performansı kişinin zeka
kapasitesinin altındadır. Bu bozukluk nörolojik veya duyusal bir
eksikliğe bağlı değildir. Kişinin, okul veya iş performansında
ve günlük yaşamında yazma etkinliklerinde bozulmaların olduğuna
dair gözlemler olmalıdır.
Bu çocuklar,
duygu ve düşüncelerini yaşına uygun olarak dil bilgisi
kurallarına göre ifade etmekte güçlük yaşarlar. Konuştukları ve
yazdıkları cümlelerde çok sayıda dil bilgisi ve noktalama
işaretleri yanlışları, cümle bozuklukları vardır. Kısa bir
cümleyi yazarken basit dil bilgisi hataları yaparlar. Örneğin,
büyük harfle başlamaz ve cümlenin sonuna nokta işareti
koymazlar.
Yazılı
anlatım bozukluğunun görülme sıklığı kesin olarak tespit
edilebilmiş değildir. Fakat okul çağı çocuklarında rastlanma
olasılığının % 3-10 kadar olduğu tahmin edilmektedir. DSM 4 tanı
kriterlerine göre yazılı anlatım bozukluğu aşağıdaki gibi
tanımlanmaktadır:
Yazılı
anlatım bozukluğu, yaygın gelişimsel bozukluk ve zihinsel
öğrenme yetersizliğinden ayrıştırılmalıdır. Ayrıca iletişim
bozuklukları, okuma bozukluğu, görme ve işitme bozukluklarıyla
da karıştırılmamalıdır.
|