Çocuğunuzun Okulda Başarılı Olmasını İstiyorsanız Neler Yapmalısınız ?

Çocuğunuzun Okulda Başarılı Olmasını İstiyor musunuz ?

Genellikle okul başarısızlığı gösteren çocukların başarıları, gerçek yeteneklerinin altında seyreder. Okul başarısızlığı gösteren çocuklarda, çoğunlukla amaç ve değer eksikliği, aşağılanma sonucu oluşan duygusal örselenme, olgunlaşmamış ilişkiler, endişe ve huzursuzluk gibi belirtiler görülür. Bu çocuklar, yetersiz çalışma alışkanlığı, dikkati yoğunlaştıramama, hayal kurma, aşırı hareketlilik, ödevlerini tamamlayamama ve organize olamama gibi özelliklere sahiptirler. Genellikle sınıfta ya çok sessiz ve uslu yada çok gürültücü ve yaramazdırlar, sınıf arkadaşlarıyla sürekli tartışır ve otoriteyi kabul etmek istemezler.Ödevlerini hazırlarken dikkatsiz ve vurdumduymazdırlar. Sınıfta ya hiç derse katılmaz ya da çok az katılırlar. Zamanlarını başta kalem yontma ve kemirme olmak üzere her çeşit eşya ile oynayarak, çevresindekilerle konuşarak ve onları rahatsız ederek geçirirler.

Bunların dışında çocuğunuzla ilgili olarak;

Öğretmenden çocuğunuzun derste başarısız olduğuna dair uyarılar alıyorsanız, kitabı önünde saatler boyunca çalıştıktan sonra bile, hala anlamadığından şikayet ediyorsa,  nasıl çalışacağını bilmediğini söylüyorsa, düzensiz bir tarzı olduğu fark ediliyorsa, çalışmaya harcadığı zamanın karşılığı olacak notlar almıyorsa, ana noktalardan çok önemsiz noktalar için vakit harcıyorsa çocuğunuzun yardıma ihtiyacı olabilir.

Bu maddelerden en az 2 tanesi benim çocuğuma uygundur diyenler. Bu yardımcı kaynak çeşitli alt başlıklar halinde; herkesin yararlanacağı ve anlayacağı şekilde kısaca açıklanmaya çalışılmıştır. Umarız iyi sonuçlar alırsınız.

Sağlık Problemlerine Dikkat !

Sağlıkla ilgili olumsuz durumlarda çocuğunuza özen gösteriniz. Bazı hastalıklar (Grip gibi), çocuğun enerjisini azaltır ve güçsüz bırakır. Bir kısmı ise; doğurdukları devamlı acı ve ağrılar yüzünden çocuğun ilgi ve dikkatini ders konuları üzerinde toplamasına engel olur. Çocuğunuzun okul içinde yaşadığı bu problemleri takip ederek, hemen bir doktora başvurun. Bazı rahatsızlıkların bilinmemesi veya önlem alıp, tedavi ettirilmezse birtakım uyumsuz davranışların da sebep olacağı gibi; çocuğun okul başarısına da etkisi kaçınılmaz olacaktır. Bu durumla baş edebilmek için, “okullar başlamadan hem sağlık hem de okul başarısı açısından çocukların göz muayenelerinin, diş kontrollerinin yapılması, işitme açısından bir problem olup olmadığının saptanması ve büyümelerinin değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Görme bozuklukları 5 yaşında çocuklarda 1-2 iken, ilköğretim çağında %10-15’e, lise çağında %20-25’e yükseliyor”.

Çocuğunuzun Beslenmesine Dikkat Ediyor musunuz ?

Çocuğunuzu kahvaltı ettirmeden veya yemek yedirmeden kesinlikle okula göndermeyiniz. “Okul çağındaki çocuklar, büyüme ve gelişme döneminde olduklarından, günlük ortalama almaları gereken kalori miktarı ve alacakları besinlerin dengeli olmasına özen gösterilmesi gerekiyor³”. Bu konuda titiz olunuz. Yemeklerini zamanında yediriniz.

Çocuklara verilebilecek kahvaltı alternatifi: Beslenme ve diyet uzmanları , sabah kahvaltısında yenilebilecek gıdalarla ilgili şu önerilerde bulunuyor:

Süt veya taze sıkılmış meyve suyu,

1 haşlanmış yumurta ,Beyaz Peynir ,Zeytin veya 10 yaşına kadar tereyağı

Pekmez veya bal ,Ekmek,Domates, salatalık, marul v.b

Çocuğunuzun Giyimine Ne Kadar Özen Gösteriyorsunuz ?

Çocuğunuzun kılık- kıyafetine özen gösteriniz. Kıyafetlerinin okul kurallarına uymasına ve temizliğine dikkat ediniz. Kılık-kıyafeti düzgün olmayan çocuklar arkadaşları tarafından reddedilmekte ve yalnızlığa itilmektedir. Sonuç olarak da okula gelmemeler ve başarı düşüşü gözlenmektedir. Bu nedenle başarıda önemli bir faktör olan bu duruma dikkat edilmeli ve gerekenler yapılmalıdır.

Çocuğunuzun Öğretmeniyle Ne Kadar Sıklıkla Görüşüyorsunuz?

“Ana-babaların çoğu öğretmenlerle konuşmaktan çekinir, hatta korkarlar. Bunun nedeni okul günlerinden kalma öğretmenlerle ilgili olumsuz duygularıdır”. Yada çocuklarıyla ilgili olumsuz bir şey duymaktan çekinmeleridir diyebiliriz. Bu durumun aksine eğer amacımız, çocuğunuzun derslerinin ve davranışlarının daha iyiye yönelmesi ise, öğretmenlerle sıkı bir işbirliği kurunuz. Çocuğunuzun devam durumunu takip edip; çocuğunuzun okuluna ve eve zamanında gelişini sağlayınız, varsa geç kalma alışkanlığının nedenini araştırınız ve öğretmenlerden bu konularda görüş isteyiniz.  Veli toplantılarına mutlaka katılınız.

Çocuğunuzun okul ve öğretmenler hakkında şikayetleri olursa onu dinledikten sonra okul yönetimi ve öğretmenler ile görüşünüz. Konuyu iyice araştırmadan çocuğunuzu veya öğretmenleri yargılamayınız. Çocuğunuzun yanında ona uygulanan eğitimin tartışmasını yapmayınız. Okul ve öğretmenler ile ilgili görüşlerinizi çocuğun yanında açığa vurmayınız. Bu durum çocuğun okuldan soğumasına veya okulu küçümsemesine neden olabilir.

Öğretmenler öğrencisinden makul olan ders araç ve gereçlerini almasını istemişlerse, bunları zamanında ve yeterince temin ediniz. Çocuğunuzun çeşitli sorunları için sınıf öğretmenine ve okul rehber öğretmene baş vurunuz. Bunu yaparken evdeki davranışlarını da açık yüreklilikle anlatınız.

Çocuğunuzun Üzerindeki Etkinizi Biliyor Musunuz?

Çocuğunuzun yaşamındaki en etkili çevre aile çevresidir. “Çocuklara huzurlu ve sevgi dolu bir aile ortamının hazırlanması ile geleceğe yönelik sağlıklı nesiller yetiştirilebilir. Aile toplumun çekirdeği ve temelidir. Sağlam ve güçlü bir toplum ancak güçlü ve düzenli ailelerden oluşur. Çocuğun toplumun değer yargılarına ve niteliklerine uygun bir birey olarak yetiştirilmesi için ailenin katkısı gerekmektedir”. “Aile çocuğun gelişiminde ilk eğitimcisi ve etkili olan ilk çevre olduğu kadar okul başarısında da çok önemlidir. Aile içi ilişkilerin dengeli ve düzenli olması çocuğun başarısını olumlu etkiler. Sağlıklı bir aile ortamında karşılıklı anlayış sağlanırsa çocuk kendine güven veren, sorunlarıyla yakından ilgilenen bir anne baba bulur. Çocuklarla kurulan başarılı iletişim sayesinde çocuğun başarısı desteklenirken, başarısızlığı durumunda çocuk anlayışla karşılanıp, nedenleri araştırılıp birlikte mantıklı çözümler bulunur”. Bu doğrultuda çocuğunuz okuldan geldikten sonra mümkün olduğunca günlük yaşantıları hakkında konuşun ve anlattıklarına ilgi gösterin. Ayrıca çocuk yaşamında en çok etkili örnekleri ailesinden alır. Anne-baba olarak tüm davranışlarınızla çocuklarınıza örnek olunuz.

Çocuğunuzu Ne Kadar Tanıyorsunuz ?

Çocuğunuzu iyi tanıyınız. Çocuklardan yapamayacağı şeyleri istemeyiniz. Onları yeteneklerinin ötesinde başarı göstermeye zorlamayınız. Çocuklarınızı başka çocuklarla veya kardeşleri ile mukayese etmeyiniz. Her insanın sahip olduğu nitelikler farklıdır. Onları olduğu gibi kabul ediniz. Yetenekleri doğrultusunda, çocuğunuzun, mümkün olduğu kadar sosyal yaşantılar içinde, sosyal olmasını sağlayınız. Okul ve çevresindeki sosyal faaliyetlere katılmasına izin veriniz. Çocuğunuzun boş zamanlarını değerlendirmesinde size büyük sorumluluklar düşmektedir. Onların boş zaman faaliyetleri ile ilgileniniz. Çeşitli iş ve uğraşlar hazırlayınız.

“Çocuklarınız bir sosyal beceriyi çeşitli nedenlerle öğrenememiş olabilirler. Bunlardan biri, çocuğun bir beceriyi, davranışı göstermekten korkması veya kaygı duyarak yapmaması olabilir. Diğer bir neden ise, çocuğun o beceriyi öğrenmek için yeterince fırsata sahip olamaması olabilir. Anne ve babalar olarak çocuklarınızın bu becerileri geliştirebilmeleri için onları yeterince bilgilendirmeniz gerekir. Ev ortamı bu becerilerin denenip geliştirilebileceği çok önemli bir ortam olarak değerlendirmelisiniz”.

Çocuğunuza Nasıl Davranmalısınız ?

Çocuğunuza örnek olunuz:

Çocuklarınızın belli davranışları için anne-baba olarak değişik davranış göstermeyiniz, aynı şekilde davranınız. Mesela “biri konuşurken sözünün bitmesini bekle ve bittikten sonra konuş” dedikten sonra siz kendiniz biri konuşurken sözünü kesiyorsanız, böyle bir istekten sonuç bekleyemezsiniz. “Çocuğun istenilen davranışı edinmesi için ana-babanın anlatması, daha sonra göstermesi ve örnek olmasının uygun olduğu söylenebilir. Çocuğun bir beceriyi kazanabilmesi için ona sorumluluk vermek, başarısını desteklemek, yanlışına aşırı tepkiler göstermeden düzeltmek uygun olacaktır”.

Eleştiriden kaçınınız:

Çocuğunuzu sık sık eleştirmeyiniz. Hele bunu başkalarının yanında yapmayınız. Onun aşağılık duygusuna kapılmasını önleyiniz. Siz bile eleştirilmekten hoşlanmazken, çocuğunuza benzer davranışları göstermeyiniz. Mümkünse kimsenin olmadığı bir anda yanlış gördüğünüz durumu çocuğa uygun bir dille anlatınız. Beğenmediğiniz, hoşunuza gitmeyen yönleri kadar, beğendiğiniz takdir ettiğiniz taraflarını da söyleyiniz. Onun kendine güven duymasını sağlayınız. Çocuklarınız arasında asla ayrım yapmayınız. Çocukları kıskandırmayınız. Hepsine sevgi ve ilgi gösteriniz.

Sabırlı olunuz:

Çocuklarınıza karşı sabırlı, soğuk kanlı ve anlayışlı olunuz. Doğal olarak onlar hata yapacaklardır. Kusurları ve kötü hareketleri olacaktır. Çocuklar düşündüğünüz, istediğiniz gibi tavır ve davranışlar göstermiş olsalardı ailede ve okulda eğitim denilen şeye gerek kalmazdı. Bunun yerine çocuğunuzun çalışma programı yapmasına, uygulamasına yardımcı olunuz. “Gerçek bir çocuk olması için çocuğumuzun tek ayak üzerinde zıplaması gerekmez, o aynı zamanda çocuktur. Yalnız yetişkinlerin sözlerini ve davranışlarını alan çocuklar sahte çocuklar’ dır. Çocuk, yaşamın önemli sorunları üzerine düşünürken bir yetişkin gibi açıklamalar yapmak zorunda değildir; deney ve bilgi eksikliği olduğu için o bunu, kendine özgü bir şekilde yapar”.

Evde eşimizle yaşadığımız sorunlar çocuğumuzu nasıl etkiler ve onun etkilenmemesini nasıl sağlarsınız?:

Çocuklar önünde yapılan tartışmalar, kavgalar onları mutsuz, güvensiz ve endişeli olmalarına neden olur. Sorunlarınızı yanında konuşmayınız, mümkün olduğunca münakaşa etmeyiniz. (Bu konuda T.V.’de izlediğimiz çocuklar duymasın dizisindeki ailenin kavgalarını çocuklar önünde yapmayıp mutfakta yapmasını örnek alabilirsiniz). Ama bu durumda çocuğunuzun içine kapanması, sizlere açılamaması, ne olacağız korkusu, aşırı hayalperestlik gibi olumsuz sonuçlara da neden olabilir. Bunun için en etkili çözüm bir aile terapistine danışmak ve sorunlarınıza çözüm bulmaktır.

Çocuğunuzun her istediğini yapmalı mısınız?:

Çocuğun tüm arzularının yerine getirilmesi ona her istediği şeyi yapabileceği, elde edilebileceği kanısının verilmesi veya tam tersi isteklerinin çok sınırlandırılması, hiç yerine getirilmemesi çeşitli uyumsuz davranışlar geliştirmelerine neden olacaktır. Bu konuda titiz olunuz. Her istediğini alamayacağını ona öğretin. İstediği şeyleri belli davranışları gösterdikten sonra alabileceğini kabullendirin. Örneğin: Çocuğunuz okuldan geldi ve dışarı çıkmak istiyor. Ödevlerini bitirdikten sonra dışarı çıkabileceğini ona kabullendirmelisiniz. Eğer önce dışarı çıkmasına izin verirsek. Eve geldiğinde ödevlerini yapmayacaktır. Bunun dışında bilgisayar gibi büyük bir isteği olabilir. Eğer ailenin durumu bunu almaya uygun değilse bunu çocuğunuza uygun bir dille anlatabilmelisiniz. Veya alabilecek durumdaysanız; ona bir şeyi gerçekleştirdikten sonra (Örneğin bu sene taktir getirmek, Anadolu liseleri sınavını kazanmak, üniversitede herhangi bir bölüme yerleşmek gibi) bunu alacağınızı söyleyerek çocuğunuzu bu doğrultuda motive ermiş olursunuz. Bu durumda çocuğunuz bazı şeyleri elde etmek için; yerine getirilmesi gereken sorumluluklar olduğunun farkındalığını kazanacaktır.

Dayak çözüm müdür?:

 “Çocuğa güç ve otorite kullanarak bir şeyler öğretmeye çalışan ana-babaların dargınlık, kırgınlık, gözyaşı ile karşılaşmaları kaçınılmazdır. Ana-babalar bir şey öğretmek için güce başvurduklarında etkilerini yitirdiklerinin ayırtında değillerdir”. Dayak hiçbir zaman çözüm değildir. Dayak, o an için bir çözüm gibi gözükebilir. Ama bu daha sonra farklı sonuçlar doğurabilir. Çocuğunuz evden kaçabilir, intiharı seçebilir veya çocuğunuz üzerinde kalıcı davranış bozuklukları, anksiyete, paranoya gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir..

“Çocuğa yıldırma, sindirme ve korkutma gibi yöntemler dayaktan daha ağır gelmektedir. Anne “seni sevmeyeceğim” veya “ başka kardeş alırım” gibi sözlerle çocuğu korkutarak, uslu durmasını sağlamaya çalışmamalı, çocuğa “beni üzersen veya yaramazlık yaparsan ölüveririm, sen de tek başına kalırsın” gibi acındırma sözleri söylemek dayaktan bile ağırdır. Gene dayaktan ağır diğer bir yöntem ise çocuğa küsmektir”. Çocuklarınızı korkutmayınız. Fazla baskılardan, bedeni cezalardan, olmayacak sınırlamalar koymaktan kaçınınız. Bunlara özellikle dikkat ediniz

Harçlıklar konusunda ne yapmalıyız?:

Çocuğunuza yeteri kadar harçlık veriniz. Bu para ne az ne de çok olmalıdır. Çünkü az verilen veya verilmeyen para çocuğu, kıskançlık, hırsızlık gibi davranışlara itebileceği gibi; çok verilen para da sigara gibi kötü alışkanlıkların yanında “atari salonlarına” da gidiş oranını artırabilir. Harçlığını mümkünse önce günlük olarak veriniz. Daha sonra bunu haftalık ve aylık yapabilirsiniz. Bunu yaparken çocuğunuzun ihtiyaçlarını göz önüne alarak harçlığını niçin verdiğinizi ona açıklayınız. Böylelikle kendisini yönetmesini öğrenecek ve sorumluluk kazanacaktır.

Çocuğunuzun arkadaş seçimi konusunda ne yapabilirsiniz?:

Çocuğunuzun özellikle okul dışındaki arkadaşlarını kontrol ediniz. İçinde bulundukları yaşlarda arkadaş çocuğunuz için çok önemlidir. Arkadaşı olmasına, iyi arkadaş seçmesine yardımcı olunuz. İyi ve kötü arkadaşın ne anlama geldiğini, ona neler kazandırabileceğini uygun bir dille, çocuğunuzu eleştirmeden, sıkmadan çocuğunuza anlatınız. Kötü arkadaşın kazandıracağı zararlı alışkanlıklar konusunda çocuğunuzu bilinçlendiriniz ve öğretmenlerinden çocuklarınızın bilinçlendirilmesini isteyiniz. Çocuklarınızın zararlı alışkanlıklar edinmesine engel olunuz. Onların zararlı alışkanlıklara karşı duyarlı olmaları konusunda üzerine düşeni yapınız.

Çocuğunuzun Ders Çalışmasını Nasıl Sağlayabilirim ?

Öncelikle evde çocuğunuza rahat bir çalışma ortamı hazırlayınız. Çocuğunuzun evde ders çalışmasını kontrol ediniz. Ancak sürekli şekilde “dersine çalış” ikazı olumsuz etki yapmaktadır. Ona güvendiğinizi belli ederek uyarınız.

Çocuklarınızı aldığı notlardan dolayı suçlamak yerine; iyi notların yanında zayıf not almasının da normal olduğunu  ve çalışmakla durumunu düzeltebileceğini telkin ediniz. “Düşük notla değerlendirile çocuğun, kendisi en önemli kişiler olan anne-babası tarafından olumsuz olarak değerlendirildiğini duymak istemeyeceğini, ana-babalar sağ duyuları ile anlamalıdır. Böyle zamanlarda çocukların eleştiriye değil, ilgiye, şefkate gereksinimleri vardır”. Ders çalışırken, çocuğunuzu ev işi, çarşı, pazar işi için rahatsız etmeyiniz. Dersleri bittikten sonra bu isteklerde bulununuz. Sırf bu işlerde kullanmak için çocuğunuzu okula göndermezlik etmeyiniz.

Çocuğunuzun Televizyon İzlemesini Engellemeli misiniz ?

“T.V.   eğitici, öğretici ve eğlendirici bir araç olarak sınırsız olanaklara sahiptir. Anne babalar T.V.’den korkmamalı, ancak izlenecek süreyi ve programları seçmelidirler”.  Bu nedenle T.V. izlemede çocuğunuza seçici olma alışkanlığı kazandırınız. Sürekli TV izlemek çocuğunuzun başarısını olumsuz yönde etkiler. Ancak bunu zor kullanarak değil ikna ederek gerçekleştiriniz. “Bir başka sorun da ödevle T.V. izleme saatinin ayarlanmasıdır. Anne baba T.V.’de çocuk programı olan saatleri bilmeli, çocuğu çizgi filmlerin gösterildiği saatlerde ödev yapmaya zorlamamalıdır”.

Kaynak :

ALTINKAYNAK, Sevin (2004), “Çocuk Eğitimi Ailede Başlar”,

G.,Thomas, “Etkili Öğretmenlik Eğitimi” , Sistem yayıncılık,

A.,Füsun, “İlköğretimde Sosyal Becerilerin Geliştirilmesi” M.E.B. Yayınları,

Ö., Elanur. “Çocuğunuz ve Siz”. Medya Print Yayınları,

K., Janusz, “Bir Çocuk Nasıl Sevilmeli”. 1.Baskı, Ütopya Yayınevi, 2001,

Y., Atalay, “Çocuk Ruh Sağlığı”. İş Bankası Yayınları.

facealt