Okul Sendromu
Nedir ?
İlkokula
başlarken;
Okula Başlama
ve Okul Olgunluğu Okula başlama, zihinsel, bedensel, duygusal ve
sosyal açıdan bir “hazırlıklı oluşu” gerektirir. Artık 6 yaş
çocuğu gerçek yaşama girmeye hazır gibidir O, öğrenme alanında
çalışmaya ve gerekli becerileri kazanmaya hazırdır.Okula
başlayan çocuğun belirli bir zihinsel olgunluğa ulaşarak sınıf
içi etkinliklerde başarı göstermesi yeterli değildir Çocuğun
oyun ve diğer sınıf dışı etkinliklerde de aynı başarıyı
gösterebilmesi, bedence ve psiko-sosyal açıdan olgunlaşmasını
gerektirir. Aksi takdirde çocuk dışlanır ve okulun önde gelen
toplumsallaştırma işlevinden yararlanamaz.
Çocuğun okula
hazırlıklı oluşunu etkileyen önemli bir faktör de yakın çevre
koşullarıdır. Anne ve babanın okul kurumuna verdiği önem, değer
ve buna bağlı olarak geliştirdiği tutum kadar, çocuğa sunduğu
olanaklar da büyük önem taşır. Okul öncesi evrede çocuğun
okulöncesi eğitim kurumuna gönderilmiş olması, erken gelişim
yıllarından itibaren ona kitap okunması, tiyatro, sinema,
konser, resim galerisi ve müzeye götürülerek bunlar hakkında
tartışılması okula hazırlık adına çocuğa sunulan önemi
olanaklardır.
Okulda çocuk,
ilgi duymadığı, merak etmediği, kendi gelişme aşamasına uymayan
içerikleri öğrenmek zorunda kalır. Ondan kendi bilgi yapısına
başvurarak yorumlayamadığı önceki bilgileriyle bağlantıya
getiremediği ve bu yüzden kendisine anlamsız gelen ve ilgisini
çekmeyen içerikleri öğrenmesi beklenir.Onun bilgi
yapısına, gelişim aşamasına, doğal meraklarına önem verilmez.
Dikkatinin başka şeylere kayması, arkadaşlarıyla konuşmaktan
kendini alamaması ve hayale dalması yüzünden çocuk 'haylaz'
damgasını yer. En azından, onun yeteri kadar öğrenme arzusu
göstermediğine hükmedilir.
Öğretmen, çocuğun
gelişim düzeyine uygun bir öğrenme-öğretme ortamı hazırladığı,
bilgiyi onun ilgisini çekecek, ihtiyacını karalayacak onun
düzeyine uygun bir şekilde sunabildiği takdirde okula uyum
kolaylaşır ve çocuk için okul bir anlam taşır.
Okulun önemi:
Bir çocuk için okul, daha önce hemen hemen hiçbirini tanımadığı
çok sayıda çocukla karşılaşma zorunluluğuyla, uyulması gereken
kurallarıyla ve başarılması gereken öğrenim görevleriyle dolu
yepyeni bir sosyal çevredir. Okulun amaçlarından biri çocuğa
dönüktür.
Okul, çocuğun
kalıtım olanakları içinde bir bütün olarak gelişmesi, yaşamda
sağlıklı, başarılı ve mutlu olması için uygun ortam hazırlar.
Önlemler alır, onu olumlu yönde etkiler. Okul, eğitim
aracılığıyla insanı kendisi için yararla ve yeterli kılmaya
çalışırken, bir yandan da onu, içinde yaşadığı topluma ve tüm
insanlığa yararlı, toplumsal bilinci gelişmiş bir insan olması
için eğitmeyi amaçlamaktadır. Günümüzde, okulda yapılan her şey
çocukları yanıt-merkezli kişiler haline getirme eğilimlidir.
Çünkü okullarda doğru yanıtlara önem verilir. Oysa; yanıt
avcılığından önce çocukların düşünmelerini sağlamamız gerekir.
İlkokula yeni
başlayan çocuğun ilk günü:
İlk gün çocuk
heyecan ve umut dolu beklentilerle uyanır, okula gitmeye
hazırdır. Diğer yandan belki anne baba da onun kadar heyecanlı
olabilir ve çocuğunun yaşamının bu yepyeni evresine adımını
atarken, karmaşık bir duygu yoğunluğu yaşar.Çocuğu okula
hazırlamak için alınan önlemlere rağmen ilk gün gözyaşları epey
yaygındır. Dönemin başladığı gün ana babaları tarafından ilk kez
sınıflarına götürüldüklerinde her zaman ağlayan birkaç çocuk
olur. Bu, kaygılanmayı gerektirmeyen, son derece normal bir
tepkidir. Okulun ilk günü çocuğun ana babadan ayrılırken güçlük
çekmesiyle, daha sonraki psikolojik ve eğitimsel gelişimi
arasında bir ilişki yoktur.
ANNE BABAYA
NOT:
Birlikte
evden çıktığınızda, çocuğunuza sakin, gerginlikten uzak ve mutlu
görünmeye çalışın. Okul başlangıcının, her ikinizin de yaşamında
belli bir çağın artık sona erdiği anlamına geldiğini fark
ettiğinizde yaşayabileceğiniz strese karşın, herhangi bir kaygı
belirtisi göstermemeye özen gösterin.
Çocuğunuz onu
bıraktığınız anda tedirgin görünmeye başlarsa, kendini iyi
hissedeceğini, her şeyin yolunda gideceğini ona anımsatın. Diğer
çocukların dostça davranacaklarını, öğretmenin onun kendi
sınıfında olmasını sabırsızlıkla beklediğini söyleyin ve okul
biter bitmez onu almaya geleceğinizi yada servis aracına
bindireceğinizi özellikle belirtin. Endişesini, sıkıntısını
artıracağı için kaygılandığınızı ve üzüldüğünüzü belle etmemeye
çalışın.
Araştırmalar,
beş ilkokul çocuğundan dördününü okulun ilk günü sınıfta
gerginlik yaşadığını göstermektedir.
Çocuğunuz,
istese de istemese de ayrılacağınız ve gözyaşlarının hiçbir şeyi
değiştirmeyeceğini kesinlikle anlamak zorundadır. Eylem
palanınıza başından sonuna kadar bağlı kalmaya kararlı olun.
Ancak bunun tersine davranan ve çocuğa olumsuz bir uyarıcı
oluşturan ebeveyne rastlanmaktadır. Örneğin, aşırı kaygısı
nedeniyle bir bütün yılını çocuğun okulun karşısındaki pastanede
geçiren bir anne örneğimiz bulunmaktadır.
Sınıfın kapı
eşiğinde bekleşerek gereksiz yere oyalanmayın. Çocuğunuz üzgün
görünse bile hemen oradan ayrılın, sonradan kendini iyi
hissedecektir. Öğretmenin
çocuğunuzu gördüğünden emin olun, onunla vedalaşın ve sonra
okuldan ayrılın. Siz yanında olmasanız da çocuk stresiyle başa
çıkabilecek ve birkaç dakika içinde ağlaması duracaktır. Çocuğunuz
okulun ilk günü oldukça sakin ve güvenli görünüyorsa, bu onun
okula çok iyi hazırlanmış olduğunun göstergesidir.
Okulun ilk
günü çocuğunuzdan ayrılırken uygulanacak eylem planı şöyle
özetlenebilir;
Çocuğunuzu
okulla ilgili olarak önceden bilgilendirin ve okulu gezdirin.Güven
verin, rahatlatın. Yanında olmadığınızda onun mutlu eve rahat
olacağına ilişkin ona güven verin. Sakin
kalmaya çalışın. Kaygı, özellikle ebeveynle çocuk arasında
bulaşıcıdır. Çocuk kaygı duyduğu, canı sıkıldığı her durumda ne
kadar endişelendiğinizi anlamak için size bakacak ve endişeli
olduğunuzu gördüğünde, bu kendi korkularının yerinde olduğunu
doğrulayacaktır. Bu nedenle, ne kadar tedirgin, gergin olursanız
olun, dışarıdan bakıldığında sakin ve rahat görünmeye çalışın. Okul çıkışı
onu tam zamanında alacağınızı ya da servise bindireceğinizi,
evde mutlaka karşılayacak bir kişinin olduğunu ona açıklayın.
Özellikle kaygılı çocuk, annesinin evde kendisini
karşılamayacağı düşüncesiyle okula gitmek istemeyebilir. Bu
yapıdaki bir çocuğun bir kez kapıda kalması okul fobisini
tetikleyen bir neden olabilir.Vedalaşma
uzun sürmemelidir.Gerekirse
çok kısa bir süre sınıf arkadaşlarından bazıları ile tanışın ve
ders programını inceleyin. Kuşkusuz anaokulu deneyimi olan
çocuklar tüm bu aşamaları daha kolay aşacaklardır. Özellikle
aşırı koruyucu ailelerde büyüyen tek çocukla, okulöncesi eğitimi
görmemiş olan çocukların “okula başlama” dönemindeki uyum
süreleri uzayabilir.Eve
geldiğinde okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşun. Her okul
dönüşü eğer isterse olan biten her şeyi size anlatmasına izin
verin. Bu, çocuğunuzun okul yaşamına duyduğu ilgiyi pekiştirmek
için en iyi yoldur ve okula karşı duyması gereken hevesin,
öğrenme isteğinin gelişmesine yardımcı olur. Ne var ki, okul
çıkışı hem fiziksel hem de duygusal olarak çok yorgun
olabileceğini ve tüm ayrıntıları hemen anlatmayı
istemeyebileceğini aklınızdan çıkarmayın. Sabırlı olun, onu eve
götürün, içecek ve yiyecek bir şeyler verin ve sonra kendi
istediği zaman gününü size anlatmasına izin verin.
Bir sonraki
gün için çocuğun giysileriyle, çantasının önceden hazırlanmış
olması, ertesi sabahın telaşlı geçmesini önler. Çocuk birkaç
hafta içinde bu düzene yavaş yavaş uyum sağlayacaktır; ve
zamanla, sabahları onu okula hazırlarken daha az zaman
harcadığınızı fark edeceksiniz. Yeterince erken yattığı
(uyandığında yorgun olmaması için) ve erkenden uyandığı sürece
sabah hazırlıkları gerginlikten uzak olacaktır.
Devamı