SBS Sistemi
OGES Nedir ?
SBS Puanmatik
Yıl Sonu Başarı Puanı
Yıl Sonu Davranış Puanı
Seviye Belirleme Sınavı
Sınıf Puanınızı Hesaplayın  
SBS Başvuruları  
SBS Soru Analizleri  
SBS Müfredatı
Polis Sınavları
Polis Kolejleri
Polis Meslek Yüksek Okulu
Polis Akademisi
Askeri Liseler Sınavları
Askeri Liseler
Harp Okulları
Astsubay Meslek Okulları
Uzman Er ve Erbaşlık
ÖSS Rehberlik
 ÖSS Puanmatik
ÖSS Hakkında
ÖSS İstatistikleri
ÖSS Tercihleri
ÖSS Soru Dağılımı
Devlet Üniversiteleri
Vakıf Üniversiteleri
ÖSS Taban Puanlar
Kredi Yurtlara Bağlı Yurtlar
Harç ve Katkı Kredileri
Burs Veren Kurumlar
Lise Alan Seçimi
Fen Bilimleri Alanı
Türkçe Matematik Alanı
Sosyal Bilimler Alanı
Yabancı Dil Alanı
Mesleki Rehberlik
Sayısal Lisans Programları
Sayısal Önlisans Bölümleri
E.A Lisans Programı
E.A Önlisans Bölümleri
Sözel Lisans Programları
Sözel Önlisans Bölümleri
Dil Lisans Programları
Rehberlik
Rehberlik Test ve Teknikleri
İdari Evrak ve Yönetmelik
Standart Form & Materyal
Rehberlik Panosu
Rehberlik Planları
Sosyal Kulüpler
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

İlköğretim Dönemi Gelişim Özellikleri ve Sık Görülen Davranış Bozuklukları 

Okul Sendromu Nedir ? 

İlkokula başlarken;

Okula Başlama ve Okul Olgunluğu Okula başlama, zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal açıdan bir “hazırlıklı oluşu” gerektirir. Artık 6 yaş çocuğu gerçek yaşama girmeye hazır gibidir O, öğrenme alanında çalışmaya ve gerekli becerileri kazanmaya hazırdır.Okula başlayan çocuğun belirli bir zihinsel olgunluğa ulaşarak sınıf içi etkinliklerde başarı göstermesi yeterli değildir Çocuğun oyun ve diğer sınıf dışı etkinliklerde de aynı başarıyı gösterebil­mesi, bedence ve psiko-sosyal açıdan olgunlaşmasını gerektirir. Aksi takdirde çocuk dışlanır ve okulun önde gelen toplumsallaştırma işlevinden yararlanamaz.

Çocuğun okula hazırlıklı oluşunu etkileyen önemli bir faktör de yakın çevre koşullarıdır. Anne ve babanın okul kurumuna ver­diği önem, değer ve buna bağlı olarak geliştirdiği tutum kadar, çocuğa sunduğu olanaklar da büyük önem taşır. Okul öncesi evrede çocuğun okulöncesi eğitim kurumuna gönderilmiş olması,  erken gelişim yıllarından itibaren ona kitap okunması, tiyatro, si­nema, konser, resim galerisi ve müzeye götürülerek bunlar hak­kında tartışılması okula hazırlık adına çocuğa sunulan önemi olanaklardır.

Okulda çocuk, ilgi duymadığı, merak etmediği, kendi gelişme aşamasına uymayan içerikleri öğrenmek zorunda kalır. Ondan kendi bilgi yapısına başvurarak yorumlayamadığı önceki bilgileriyle bağlantıya getiremediği ve bu yüzden kendisine anlamsız gelen ve ilgisini çekmeyen içerikleri öğrenmesi beklenir.Onun bilgi yapısına, gelişim aşamasına, doğal meraklarına önem verilmez. Dikkatinin başka şeylere kayması, arkadaşlarıyla konuşmaktan kendini alamaması ve hayale dalması yüzünden çocuk 'haylaz' damgasını yer. En azından, onun yeteri kadar öğrenme arzusu göstermediğine hükmedilir.

Öğretmen, çocuğun gelişim düzeyine uygun bir öğrenme-öğretme ortamı hazırladığı, bilgiyi onun ilgisini çekecek, ihtiyacını karalayacak onun düzeyine uygun bir şekilde sunabildiği takdirde okula uyum kolaylaşır ve çocuk için okul bir anlam taşır.

Okulun önemi: Bir çocuk için okul, daha önce hemen hemen hiçbirini tanımadığı çok sayıda çocukla karşılaşma zorunluluğuyla, uyulması gereken kurallarıyla ve başarılması gereken öğrenim görevleriyle dolu yepyeni bir sosyal çevredir. Okulun amaçlarından biri çocuğa dönüktür.

Okul, çocuğun kalıtım olanakları içinde bir bütün olarak gelişmesi, yaşamda  sağlıklı, başarılı ve mutlu olması için uygun ortam hazırlar. Önlemler alır, onu olumlu yönde etkiler. Okul, eğitim aracılığıyla insanı kendisi için yararla ve yeterli kılmaya çalışırken, bir yandan da onu, içinde yaşadığı topluma ve tüm insanlığa yararlı, toplumsal bilinci gelişmiş bir insan olması için eğitmeyi amaçlamaktadır. Günümüzde, okulda yapılan her şey çocukları yanıt-merkezli kişiler haline getirme eğilimlidir. Çünkü okullarda doğru yanıtlara önem verilir. Oysa;  yanıt avcılığından önce çocukların düşünmelerini sağlamamız gerekir.

İlkokula yeni başlayan çocuğun ilk günü:

İlk gün çocuk heyecan ve umut dolu beklentilerle uyanır, okula gitmeye hazırdır. Diğer yandan belki anne baba da onun kadar heyecanlı olabilir ve çocuğunun yaşamının bu yepyeni evresine adımını atarken, karmaşık bir duygu yoğunluğu yaşar.Çocuğu okula hazırlamak için alınan önlemlere rağmen ilk gün gözyaşları epey yaygındır. Dönemin başladığı gün ana babaları tarafından ilk kez sınıflarına götürüldüklerinde her zaman ağlayan birkaç çocuk olur. Bu, kaygılanmayı gerektirmeyen, son derece normal bir tepkidir. Okulun ilk günü çocuğun ana babadan ayrılırken güçlük çekmesiyle, daha sonraki psikolojik ve eğitimsel gelişimi arasında bir ilişki yoktur.

ANNE BABAYA NOT:  

Birlikte evden çıktığınızda, çocuğunuza sakin, gerginlikten uzak ve mutlu görünmeye çalışın. Okul başlangıcının, her ikinizin de yaşamında belli bir çağın artık sona erdiği anlamına geldiğini fark ettiğinizde yaşayabileceğiniz strese karşın, herhangi bir kaygı belirtisi göstermemeye özen gösterin.

Çocuğunuz onu bıraktığınız anda tedirgin görünmeye başlarsa, kendini iyi hissedeceğini, her şeyin yolunda gideceğini ona anımsatın. Diğer çocukların dostça davranacaklarını, öğretmenin onun kendi sınıfında olmasını sabırsızlıkla beklediğini söyleyin ve okul biter bitmez onu almaya geleceğinizi yada servis aracına bindireceğinizi özellikle belirtin. Endişesini, sıkıntısını artıracağı için kaygılandığınızı ve üzüldüğünüzü belle etmemeye çalışın.

Araştırmalar, beş ilkokul çocuğundan dördününü okulun ilk günü sınıfta gerginlik yaşadığını göstermektedir.

Çocuğunuz, istese de istemese de ayrılacağınız ve gözyaşlarının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini kesinlikle anlamak zorundadır. Eylem palanınıza başından sonuna kadar bağlı kalmaya kararlı olun. Ancak bunun tersine davranan ve çocuğa olumsuz bir uyarıcı oluşturan ebeveyne rastlanmaktadır. Örneğin, aşırı kaygısı nedeniyle bir bütün yılını çocuğun okulun karşısındaki pastanede geçiren bir anne örneğimiz bulunmaktadır.

Sınıfın kapı eşiğinde bekleşerek gereksiz yere oyalanmayın. Çocuğunuz üzgün görünse bile hemen oradan ayrılın, sonradan kendini iyi hissedecektir. Öğretmenin çocuğunuzu gördüğünden emin olun, onunla vedalaşın ve sonra okuldan ayrılın. Siz yanında olmasanız da çocuk stresiyle başa çıkabilecek ve birkaç dakika içinde ağlaması duracaktır. Çocuğunuz okulun ilk günü oldukça sakin ve güvenli görünüyorsa, bu onun okula çok iyi hazırlanmış olduğunun göstergesidir.

Okulun ilk günü çocuğunuzdan ayrılırken uygulanacak eylem planı şöyle özetlenebilir;

Çocuğunuzu okulla ilgili olarak önceden bilgilendirin ve okulu gezdirin.Güven verin, rahatlatın. Yanında olmadığınızda onun mutlu eve rahat olacağına ilişkin ona güven verin. Sakin kalmaya çalışın. Kaygı, özellikle ebeveynle çocuk arasında bulaşıcıdır. Çocuk kaygı duyduğu, canı sıkıldığı her durumda ne kadar endişelendiğinizi anlamak için size bakacak ve endişeli olduğunuzu gördüğünde, bu  kendi korkularının yerinde olduğunu doğrulayacaktır. Bu nedenle, ne kadar tedirgin, gergin olursanız olun, dışarıdan bakıldığında sakin ve rahat görünmeye çalışın. Okul çıkışı onu tam zamanında alacağınızı ya da servise bindireceğinizi, evde mutlaka karşılayacak bir kişinin olduğunu ona açıklayın. Özellikle kaygılı çocuk, annesinin evde kendisini karşılamayacağı düşüncesiyle okula gitmek istemeyebilir. Bu yapıdaki bir çocuğun bir kez kapıda kalması okul fobisini tetikleyen bir neden olabilir.Vedalaşma uzun sürmemelidir.Gerekirse çok kısa bir süre sınıf arkadaşlarından bazıları ile tanışın ve ders programını inceleyin. Kuşkusuz anaokulu deneyimi olan çocuklar  tüm bu aşamaları daha kolay aşacaklardır. Özellikle aşırı koruyucu ailelerde büyüyen tek çocukla, okulöncesi eğitimi görmemiş olan çocukların “okula başlama” dönemindeki uyum süreleri uzayabilir.Eve geldiğinde okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşun. Her okul dönüşü eğer isterse olan biten her şeyi size anlatmasına izin verin. Bu, çocuğunuzun okul yaşamına duyduğu ilgiyi pekiştirmek için en iyi yoldur ve okula karşı duyması gereken hevesin, öğrenme isteğinin gelişmesine yardımcı olur. Ne var ki, okul çıkışı hem fiziksel hem de duygusal olarak çok yorgun olabileceğini ve tüm ayrıntıları hemen anlatmayı istemeyebileceğini aklınızdan çıkarmayın. Sabırlı olun, onu eve götürün, içecek ve yiyecek bir şeyler verin ve sonra kendi istediği zaman gününü size anlatmasına izin verin.

Bir sonraki gün için çocuğun giysileriyle, çantasının önceden hazırlanmış olması, ertesi sabahın telaşlı geçmesini önler. Çocuk birkaç hafta içinde bu düzene yavaş yavaş uyum sağlayacaktır; ve zamanla, sabahları onu okula hazırlarken daha az zaman harcadığınızı fark edeceksiniz. Yeterince erken yattığı (uyandığında yorgun olmaması için) ve erkenden uyandığı sürece sabah hazırlıkları gerginlikten uzak olacaktır.

Devamı