|
Özel
Eğitim Amaç ve İlkeleri
Özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim
gereksinmelerini karşılamak için özel olarak
yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim
programları ve yöntemleri ile onların özür ve
özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen
eğitime "özel eğitim" denir.
Ülkemizdeki özel eğitim hizmetleri, engel
gruplarına göre oluşturulmuş özel eğitim
okullarında yürütülmektedir. Ayrıca, özel eğitim
gerektiren öğrencilerin normal okullarda
akranlarıyla birlikte eğitim görmelerine de önem
verilmektedir. "Kaynaştırma" olarak tanımlanan
bu uygulamaların yaygınlaştırılmasına
çalışılmaktadır.
Ülkemizde halen; görme, işitme, ortopedik,
zihinsel engelliler, süreğen hastalığı olanlar,
uyum güçlüğü olanlar, dil ve konuşma güçlüğü
olanlar, üstün ve özel yetenekliler olmak üzere
sekiz ayrı gruba özel eğitim okul ve
kurumlarında kaynaştırma uygulamalarında özel
eğitim tedbirleri alınarak eğitim hizmetleri
verilmektedir.
Kaynaştırma Uygulamaları
Özel eğitim gerektiren öğrencilerin normal
akranlarıyla aynı sınıfta ve aynı okulda eğitim
görmelerini sağlamaya yönelik çalışmalara
öncelik verilmektedir. Bu noktadan hareketle,
durumu uygun olan öğrenciler normal sınıflarda
kaynaştırma uygulamalarına alınmaktadır.
Durumu normal akranlarıyla aynı sınıfta öğrenim
görmeye uygun olmayan öğrenciler için normal
okulların bünyesinde özel eğitim sınıfları
açılmaktadır. Kaynaştırma uygulamalarına devam
eden öğrencilerin bireysel özellikleri dikkate
alınarak mevcut ilköğretim programı
uygulanmaktadır. Sadece, zihinsel öğrenme
yetersizliği olan öğrenciler için, özellikleri
dikkate alınarak hazırlanmış olan ayrı
ilköğretim programı uygulanmaktadır.
Özel Eğitimin İlkeleri
1. Eğitim tüm yurttaşlar için temel anayasal bir
haktır. Bu yüzden özürlü vatandaşlarda diğer
vatandaşlar gibi eğitim olanaklarından
yararlanma hakkına sahiptir.
2. Bugün tıpta gelinen nokta itibariyle
çocukların bazı özürle doğup doğmayacağı anne
karnındayken keşfedilebilmektedir. Aynı zamanda
birçok özrün oluşmasına yol açan risk faktörleri
de belirtilmiştir. Bu durumda aileye büyük
sorumluluklar düşer. Gerek özürlülük konusundaki
risk faktörlerini azaltmak gerekse çocuğun
özürlü olduğunu anladıktan sonra uygun eğitsel
olanaklardan faydalanmasını sağlamak gibi
sorumluluklar düşer. Günümüzde birçok çocuk
uygun eğitimi alamadığı için, kısa sürede
aşılabilecek gelişim kusurları yüzünden ve
bulunduğu ortamdan kaynaklanan yetersizlik
yüzünden engelliymiş gibi algılanmaktadır.
3. Özel eğitime muhtaç olan bireylerin
eğitimlerine erken yaşta başlamaları oldukça
önemlidir. Çocukların zamanında öğrenmeleri
gereken ve öğrendikleri oranda onların yaşamla
başa çıkmasını kolaylaştıran fırsatlar erken
eğitimle erken devreye girer. Ayrıca gerek
ailenin gerek çocuğun kendi özrünü kolay
kabullenmesini sağlar
4. Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim
gerektiren bireyleri sosyal ve fiziksel
çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan
planlanıp yürütülmelidir. Eğer çocuk sosyal
çevreden uzak tutulursa iyi eğitim olsa bile
kişisel sıkıntıları aşamaz.
5. Eğitim genel olarak bireyselleştirilmesi ve
bireylerin ihtiyaçlarını merkeze alarak anlara
eğitim olanaklarının götürülmesi günümüzde
giderek yaygınlaşan bir düşüncedir. O nedenle
engelli bireyler için onların kişisel
ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran, bireysel
eğitimin uygulanması gerekir.
6. Özel eğitim gerektiren kişilerin bütünsel
gelişimlerini sağlamak oldukça önemlidir.
Bedensel, zihinsel, sosyal, duygusal yönlerin
hepsi dikkate alınmalıdır. Bedensel ve zihinsel
gelişimleri kadar, sosyal ve duygusal yönleri de
ele alınmalıdır.
7. Özürlü çocukların özürlü olmayanları ile
birlikte eğitimlerine yönelik uygulamalar
yapılır. Ve kaynaşmaları amaçlanır.
8. Özel eğitim bir ekip işidir. O yüzden tek
başına, aile, okul, o alandaki uzman ve kişinin
bakımını üstlenen kurum özrün yarattığı
engelleri aşma gücüne sahip değildir. Özellikle
aile ile işbirliği yapılmalıdır.
9. Özel eğitim politikalarının
geliştirilmesinde, özel eğitim gerektiren
bireylere yönelik etkinlik gösteren sivil toplum
örgütleri ile işbirliği içinde yapılmalıdır.
Özellikle büyük şehirlerde özürlü çocuklarla
ilgilenen sivil toplum kuruluşlarının son
dönemlerde yaygınlığı artmıştır.
10. Özürlü kişilere sadece destek sağlamak
yetmez. Anların yaşamda tek başına kaldığında
kendine yetebilecek bir hedefle okullarda eğitim
verilmelidir. Yine bu yüzden özürlü kişiler için
meslek edindirme, iş olanakları yaratma ve
onlara bu olanakları kullandırma, oldukça
önemlidir.
Özürlülüğün Nedenleri
1. Doğum Öncesi Nedenler : Doğum öncesinde
özellikle zihinsel engellilik açısından çocuklar
için en önemli risk faktörü genetik etmenlerdir.
Akraba evlilikleri bu açıdan çok risk taşır.
Ayrıca annenin hamileyken yaşadığı olaylar,
kullandığı ilaçlar, içki r11; sigara gibi keyif
verici maddeler, yine annenin radyasyona maruz
kalması, hamileyken geçirdiği hastalıklar,
hamilelik yaşı ve stresli yaşam doğum öncesi
nedenlerdendir.
2. Doğum Sırası Nedenler : Doğumun hijyenik
ortamda yapılmaması, doğum sırasında kullanılan
araç r11; gereçlerin uzman olmayanlarca
kullanılması, erken yada geç doğum, doğum
sırasında oluşan enfeksiyonlar, doğumu yapan
kişilerin eğil olmaması, beynin oksijensiz
kalması gibi nedenlerdir.
3. Doğum Sonrası Nedenler : Çocuklar erken
yaşlarda geçirilen ateşli hastalıklar nedeniyle
engelli hale gelmektedir. Çoğu kez ailenin
enfeksiyonlara bağlı hastalıkları önemsememesi,
tedavi olanaklarında uzak olmaları, yoksulluk ve
bilinçsizlik nedeniyle çocukların yeterli ve
düzenli beslenememesi, yine erken yaştan
itibaren çalıştırılan çocukların kendilerini
işyerlerinde koruyabilecek bilinç ve beceriden
yoksun olmaları, çocuk istismarları, fiziksel ve
psikolojik baskılar. |