İçgüdü ; Freud,Mc Dougal, Lorenz ve daha başkaları
insanda doğuştan saldırganlık dürtü yada içgüdülerinin bulunduğunu ileri
sürmüşlerdir. Yapılan labaratuvar ve alan çalışmalarıyla içgüdü kuramını
güçlendirmeye çalışmışlardır. Kurama göre içgüdü insanda doğuştan vardır.
Dolayısıyla saldırganlık eğilimi taşıyan bireylerin saldırgan davranışta bulunma
ihtimali artmaktadır.
Rahatsız edilme ve saldırı ; Birisi tarafından rahatsız
edildiğimizde ya da bir saldırıya uğradığımızda, karşımızdakine yönelik
saldırganlık eğilimine girmekteyiz. Örneğin,trafik ışığının yeşilden
kırmızıya dönmesini bekleyen bir şoförün daha yeşil yanmadan korna çalan arkadaki
araba sürücüsüne tepkisini düşünelim. Veya sınıfta fikrini açıklayan bir
öğrenciye fikrinin,ne kadar aptalca olduğunu söyleyen bir başka öğrenciye karşı
tepkisini düşünelim. Bütün bu durumlarda birisi diğerine hoş olmayan bir davranış
sergilemiştir. İncinen ya da zarar gören kişi, bunu nasıl algıladığına bağlı
olarak rahatsız edilmiş ve saldırıya uğramıştır. Büyük ihtimalle bu kişi
kızacak, saldırının kaynağına karşı saldırganlık tepkisi verecektir.
Engellenme (zorlanma) ve saldırı ; Engellenme,bir amaca
ulaşmanın önlenmesi ya da yavaşlatılmasıdır. Engellenme saldırganlık duygularına
yol açmaktadır görüşü psikolojideki temel varsayımlardan birisidir. Örneğin
ekonomik çöküntüler herkesi etkileyen engellemelere neden olurlar. İnsanlar iş
bulamaz,ihtiyaçlarını karşılayamaz ve tüm yaşantılarında kısıtlanırlar.
Saldırganlığın ortaya çıkışı genelde engellenmenin varlığını öngörür ve
engellenme her zaman bir şekilde saldırganlığa neden olur. Keyfi engellenme ya da
zorlanmalar,keyfi olmayanlardan daha fazla kızgınlık ve saldırganlığa neden
olmaktadır.
Öğrenilmiş saldırgan tepkiler ; İnsanda saldırganlık
önemli ölçüde onun ne öğrendiğine bağlıdır. Yeni doğmuş bir
bebek,saldırganlık duygularını tümüyle denetimsiz biçimde ifade eder. Ne zaman
azıcık engellense ya da zorlansa,istediği bir şeyi elde edemezse öfkeyle ağlar,
ulaşabildiği her şeye zarar verir. Bir çocuğa saldırganlığın kabul edilebilir
olduğunu öğreten her şey saldırganlık eğilimini artıracaktır .Saldırganlığın
yanlış olduğunu öğreten her şeyde tam tersi bir etki yapacaktır. Dolayısıyla
toplumsallaşmada temel sorun,çocuklara saldırmamayı öğretmek değil,
saldırganlığın ne zaman uygun olup-olmadığını öğretmektir.
Pekiştirme ; Belli bir davranış
ödüllendirildiğinde,bireyin o davranışı gelecekte tekrarlama ihtimali artacaktır.
Cezalandırıldığında ise bu ihtimal azalacaktır. Bir çocuk evdeki halının üzerine
çamur taşımamayı öğrendiği gibi saldırganlık göstermemeyi de öğrenir.
Saldırgan davranışlar önemli ölçüde öğrenilmiş tepkilerdir ve pekiştirme
saldırganlığın öğrenildiği temel süreçtir.
Taklit ; Taklit bir çocuğun davranışına biçim vermede
önemli rol oynayan diğer bir süreçtir. İnsanda ve özellikle çocuklarda
başkalarını taklit etme eğilimi güçlüdür. Taklit her tür davranışı kapsar. Bir
çocuk, diğer insanları saldırganlık gösterirken ve saldırganlığını kontrol
ederken gözler ve onları kopya eder. Sözle saldırmayı,insanlara bağırmayı,sövmeyi
ve eleştirmeyi,taş atmayı ve şiddeti öğrenir. Çocuklar her modeli aynı oranda
taklit etmezler. Önemli,güçlü,başarılı ve sevilen kişileri taklit etme eğilimi
daha güçlüdür. Ayrıca en çok taklit ettikleri kişiler en çok gördüğü
kişilerdir. Tüm bu ölçülere uyan ana-babalar ilk yıllarda çocuk için temel
modelleri oluştururlar. Ana-babalar hem temel pekiştirme kaynakları hem de başlıca
taklit modelleri oldukları için çocuğun gelecekteki saldırgan davranışları büyük
ölçüde, ana-babaların birbirlerine karşı nasıl davrandıklarına bağlıdır.
MEDYA VE
ŞİDDET : Saldırgan davranışların ortaya çıkmasında en önemli
etkenlerden biri öğrenmedir. T.V.nin çocuklar üzerindeki etkileriyle ilgili
araştırmaların büyük çoğunluğu "gözleme dayalı öğrenme" adı verilen
geniş bir konu alanında yoğunlaşmaktadır. Bu yaklaşıma göre bir çocuk
başkalarını gözleyerek yalnızca yeni davranışlar öğrenmekle kalmaz, saldırgan
davranışlara başvurmanın yada böyle davranışlardan kaçınmanın uygun olduğu
zaman ve ortamları da öğrenir. Berkowitz'e göre T.V.de saldırganlığı
gözleme,izleyicilerde saldırganlıkla ilgili düşüncelerin uyarılmasına yol açar.
Bu düşüncelerdeki etki duygulara ve davranışsal eğilimlere yayılır,gözleyenleri
saldırgan eyleme daha bir hazır hale getirir. T.V. deki saldırgan
görüntülerin,şiddet içerikli filmlerin ve eylemlerin, pornografik öğelerin yer
alması çocukları ve gençleri olumsuz yönde etkilemektedir. Uzun süre T.V.
izleyenlerin izlemeyenlere oranla daha güvensiz,kuşkulu,kızgın ve öfkeli oldukları
görülmüştür. İnsanlar gerek T.V. de gerek yazılı basında şiddeti sürekli
görür,tedirgin edilir,diken üstünde tutulursa, o insanların dünyaya olumlu
bakmaları,kendilerini olumlu algılamaları beklenemez.
T.V. deki şiddet içerikli programların çocuklar üzerindeki etkileri 1961'de A.Bandura
ve arkadaşları tarafından yapılan deneyde ortaya konmuştur. Bu deneyde çocuklar bir
yetişkini,basit oyuncaklar ve şişirme bir bebekle oynarken seyrettiler. Deneysel
koşullardan birinde,yetişkin yaklaşık bir dakika için basit oyuncakları toplamakla
işe başladı. Sonra dikkatini şişirme bebeğe çevirdi. Bebeğe yaklaştı, onu
yumrukladı, ağaç bir çekiçle ona vurdu, havaya fırlattı ve odanın içinde orayı
burayı tekmeledi. Bütün bunları yaparken de "kır burnunu ,vur başına, al
sana" diyerek bağırdı. Çocukların gözleri önünde bu davranışları
yaklaşık 9 dakika sürdürdü. Diğer bir durumda yetişkin sessizce diğer
oyuncaklar üzerinde çalıştı,şişirme bebekle ilgilenmedi. Bir süre sonra her
çocuk şişirme plastik bebeği de içeren bir dizi oyuncakla 20 dakika yalnız
bırakıldı. Yetişkin saldırgan davranışlarda bulunurken seyreden çocukların onu
diğer oyuncaklar üzerinde sessizce çalışırken seyreden gruptaki çocuklardan çok
daha saldırgan davrandıkları görüldü. İlk grup bebeği yumrukladı ,tekmeledi
,hırpaladı ve saldırgan yetişkinin söylediklerine benzer saldırgan yorumlarda
bulundu. Bu çocukların saldırmaya deney öncesinden daha eğilimli oldukları açıkça
ortaya çıktı. Taklit süreci içerisinde daha fazla saldırgan davranış
gösteriyorlardı.
Şiddet ve cinsel içerikli filmler
çocukları olumsuz etkileyebilir. Ergenlik çağına gelmiş çocuk bu tür filmleri
kontrolsüz bir ortamda izledikten sonra daha saldırgan olabilirler. Şiddet ve
cinsellik içeren filmler çocuklarda korku oluşturur,akılları karışabilir. T.V. ve
radyolardaki olumsuz programların çocuklar üzerinde oluşturduğu etkiler sonucu ortaya
çıkan davranış değişikliklerinin neler olduğunu şöyle sıralayabiliriz;
Çocuklar T.V. de izledikleri dizi
kahramanlarını kendilerine model seçiyorlar, günlük yaşamlarına ve oyunlarına
yansıtıyorlar. Bu dizilerdeki kahramanların davranışları çocuklardaki
saldırganlık dürtülerini harekete geçiriyor.
Şiddet,saldırganlık,cinsellik içeren
programlar,onları izleyen çocukları psikolojik sorunlara itiyor, içine
kapanık,kavgacı,istismar ve şiddet eylemlerine yatkın duruma getiriyor.
Çocuklardaki cinsel ve saldırgan davranış
dürtülerinin küçük yaşta aşırı uyarılması, olumsuz bir koşullandırma
yaratıp cinsel sapıklıklara ve sadist duyguların ortaya çıkmasına neden
olmaktadır.
Öğrencilerin şiddet içeren filmlerde
gördüklerini okuldaki arkadaşları üzerinde uyguladığına tanık oluyoruz.
Hemen-hemen bütün sorunlarını şiddet uygulayarak çözmeye çalıştıkları
gözlenmiştir.
Öğrencilerin yaptıkları oyun
araçlarında ve çizdikleri resimlerde bile bu filmlerin etkileri görülmektedir. Bu
tür filmleri izleyen çocukların arkadaşlık kurmada güçlük çektiği,yalnız
yaşamayı, kendi dünyalarıyla baş-başa kalmayı yeğlediği ve böylesi filmlerin
bağımlılık oluşturduğu belirlenmiştir.
Çocuklar çeşitli yaş gruplarına göre
değişik filmlerden hoşlanmaktadır. Küçük çocuklar çizgi filmlerden, küçük
kahramanlı dizilerden, büyüdükçe kovboy filmleri ,dedektiflik,filmlerinden
hoşlanmakta,bu filmlerin kahramanlarının hareketlerini ve konuşmalarını günlük
yaşamlarına yansıtmaktadırlar. |